title mobile

Bölüm 145: 28. Sahne — Nihai Günah Keçisi V

Seul semalarında üçüncü ve ikinci sıralamalar gösterildiği anda cisimleşenler paniğe kapıldı.

"Bu da ne sikim böyle?!"

"O zaman en güçlü kim lan? Bize ne olacak?"

Cisimleşenler en güçlünün ya Yoo Joonghyuk ya da Nirvana olduğunu ve ikisinin de burada öleceğini varsaymıştı. Şimdi durum değişmişti. Kazananı bekleyip topyekûn saldırıyla indirerek senaryoyu temizleme planları suya düşmüş, bu beklenmedik ters köşe karşısında neye uğradıklarını şaşırmışlardı.

Graaah!

Daha da kötüsü, 5. sınıf canavarlardan biri savunma hattını yarmıştı; hazırlıksız yakalananlar canavarın keskin dişleri arasında lime lime ediliyordu.

"Aaaagh!"

Her şey tepetaklak gidiyordu. Üşüşen canavarların sayısı durmadan artıyor, cisimleşenlerin takım çalışması ise beklentilerin çok altında kalıyordu.


* Mevcut cisimleşen sayısı: [89.041]


Binlerce cisimleşen daha ölmüştü.

Kwajijijik!

Lee Hyunsung, hattan sızan Felaket'in peşinden atıldı ve <Yüce Dağ Darbesi> ile kafasını un ufak etti.

"Asker-ahjussi! Neler dönüyor yahu?"

Lee Jihye ile Jung Heewon, kendi cephelerinde canavarlarla uğraştıkları yerden ona doğru koştu.

"Nirvana en güçlü değilse, Dokja-ahjussi'nin yanıldığı anlamına gelmez mi bu? Şimdi ne halt edeceğiz?"

Ekibin planı tamamen Nirvana'nın en güçlü cisimleşen olduğu varsayımına dayanıyordu ama onu öldürseler bile senaryonun bitmeyeceği ortaya çıkmıştı. Lee Hyunsung boş gözlerle stadyuma baktı.

"Sanırım..."

Aklından geçen şey her neyse, yüzünün solmasına neden oldu.


"Kragghh!" Nirvana, bedeni bir kez daha havada savrulurken çığlık attı. "Bana ölümü mü öğreteceksin? Güldürme beni!"

Tek taraflı dayak yemesine rağmen boyun eğmeyi reddetti.

"Ben ölmem. Ne yaparsan yap, gerçek bir ölüm beni asla bulmayacak! Her şey bu kadar kolay olsaydı, bunca zamandır bu azabı çekiyor olmazdım!"

Bunca uzun bir ömür sürdükten sonra hâlâ bunca farklı duyguyu hissedebilmesi beni şaşırtmıştı.

Yakasını kavrayıp, "Aslında ölmek istiyorsun, değil mi?" dedim.

"...!"

"Sırf kendin ölemediğin için, başkalarının ölümünde teselli arıyorsun."

Her insan yalnızca bir kez ölür. Bu yüzden tek hayatlarına derin bir değer yükleyebilirlerdi.

"Tarikatını cisimleşenler arasında bu yüzden yaydın. Onlarla Bir Olup hissettikleri duyguları paylaşmak istediğin için, onların tek ve biricik hayatlarını yaşamasından dolaylı bir tatmin duymak istedin."


[Kurgusal karakter Nirvana Möbius'a dair anlayışın arttı.]


Nirvana'yı tanıyordum. Bu, onun sadece romandaki bir karakter olmasından ötürü onu bildiğim anlamına gelmiyordu. Hiçbir zaman bürünemeyeceği bir varoluşun özlemiyle yanan bir Nirvana'yı tanıyordum; bana benzeyen bir Nirvana'yı.

"Kendin daha üstünmüşsün gibi vaaz verme."

Ben farkına varmadan sesi sakinleşmişti. Gerçekten öfkelendiğinde sesi böyle çıkıyordu. Yakasını tutan elimi silkip sendeleyerek ayağa kalktı.

"İnsanlar da 'ölüm'ü bilmez, çünkü gerçek bir ölümün ardından hiçbir şey kalmaz! İnsanlar ölebilir ama 'ölüm'ü en gerçek anlamıyla tecrübe edemezler. O, kimsenin sahiplenemeyeceği bir şeydir!"

"En azından insanlar ölüm korkusunu hissedebilir. Bir insanı insan yapan ve yaşamı mümkün kılan şey de o korkudur; sıradan bir insanla arandaki en büyük fark da budur."

"Seni piç...!"

Nirvana'nın yumruğu bana doğru uçtu ama kolayca yakaladım.

"Yoo Joonghyuk'la bu yüzden Bir Olmak istiyorsun, değil mi?"

"...?"

"Bunu yaparak varoluşunu silebileceğini düşünüyorsun."

Nirvana'nın ifadesi dondu.

"<Reenkarnasyon>, güçlü bir takımyıldızının stigması. Onu silmek için daha da güçlü bir takımyıldızının gücüne ihtiyacın olur."

Nirvana bana bakıp dişlerinin arasından, "...Hayal edebileceğimin ötesindesin," dedi.

"Bunu sık duyuyorum."

"Öldür beni artık. Ölümden korkmadığımı kendin söyledin."

Sönmekte olan gözleri intikam ateşiyle yanıyordu.

"Ama bir şeyi aklında tutsan iyi olur: Tekrar tekrar geri döneceğim. Her seferinde yeniden dirilip yoldaşlarını tek tek katledeceğim ve seni hayal edilebilecek en berbat acıyla tanıştıracağım. Tıpkı annene yaptığım gibi."

Şaşkınlıkla irkildim.

"...Annemle mi tanıştın?"

"İyi bir anneydi."


["Dördüncü Duvar" özel becerisi sarsılıyor!]


"Onun gibi bir insana boyun eğdirmekten büyük keyif aldım. Bildiğin gibi asil zihinleri yozlaştırmaktan epey hoşlanırım."


["Dördüncü Duvar" özel becerisi sarsılıyor!]


"Karşımda çırpınıp hayatı için yalvardığı sahne hâlâ zihnimde o kadar canlı ki."

Bu dünyada, düpedüz kışkırtma olduğunu bilsen dahi kapılmaktan kendini alıkoyamayacağın provokasyonlar vardı. Annemin böyle bir şey yapmayacağını biliyordum ama...


["Dördüncü Duvar" özel becerisi şiddetle sarsılıyor!]


"Hahaha! Yakaladım seni!"

...dünya siyaha dönerken görüşüm yine de sarsıldı.


[Kurgusal karakter Nirvana Möbius "108 Klesha Sv.2" özel becerisini etkinleştirdi!]


Bilincim bir yere çekildi ve sonraki an, stadyum dışında bir dünyada, karanlığın içinden yankılanan tanıdık seslerin ortasında buldum kendimi.

「 Usta, kaç! 」

「 Lütfen... Lütfen bu dünyayı kurtar. 」

「 Sen bu dünyayı istediğin an gözden çıkarabilirsin ama ben...! 」

Sesler derin bir kin ve hınçla doluydu. Buranın neresi olduğunu gayet iyi biliyordum. [Dördüncü Duvar]'ın sarsılmasıyla açığa çıkan bu yer, Yoo Joonghyuk'un klesha'larla kaynayan iç benliğiydi.

"Yoo Joonghyuk! Sonunda içeri girmeme izin verdin! Ve... sen de onun peşinden geldin."

Nirvana grotesk hâliyle önümde duruyordu. Ona acı bir gülümsemeyle baktım. Son anda bir karşı hamle hazırlamış olması... Reenkarnatör gerçekten reenkarnatördü.

"Buraya gelmen hataydı," dedi ve ayaklarının altında bir mandala deseni çizmeye başladı.

Birinin ruhunun içindeyken Tutarlılık oldukça gevşek uygulanıyordu. Burada Nirvana, biriktirdiği Hikaye gücünün tamamını kullanabiliyordu.

Kugugugugu!

Nirvana bir anda devasa boyutlara ulaştı ve sayısız hayattan geçmiş ruhunun baskısı üzerime ağır bir yük gibi çöktü. Bunda şaşılacak bir şey yoktu; sahip olduğu "Hikaye" bu kadar büyüktü.

Sırtından kanat gibi yüzlerce kol çıkarken bacaklarının yarısı kuş tüyleriyle, yarısı yılan pullarıyla kaplandı. Yüzü çıkıntılı bir kurt burnuna dönüşürken başından kökeni bilinmeyen boynuzlar uzandı. Görünüşü, önceki tüm reenkarnasyonlarının tek bir formda yoğunlaşmış hâliydi.

[Ben Nirvana Möbius'um.]

Bu, "gerçek" Nirvana'ydı.

[Talihsiz sattva'yı nirvanaya götüren kişi.]

Ne akıl almaz bir cüret. [108 Klesha]'ya bilerek hedef olduğumdan tamamen habersizdi.

"Nirvana," diye gülümseyerek sordum, "reenkarnasyonun ardındaki ilkeyi biliyor musun?"

Yalnızca bana bakmasıyla uzay uğursuzca titredi ama konuşmayı sürdürdüm.

"Ruhun Mandala'nın Muhafızı'na bağlı, bu yüzden öldükten sonra bile öte âleme gitmiyorsun. Yüce takımyıldızların kendine özgü yasalarına göre, her hayatında yeni doğmuş bedenlere yerleşiyorsun."

[...Neden bahsediyorsun?]

"Ölümsüz değilsin. Bedenin yeniden doğsa bile 'ruhun' yeniden doğmuyor."

[Saçmalık!]

Nirvana'nın sırtına yayılmış yüzlerce kol kabardı ve [Sahasrabhuja Avalokiteśvara] bir şelale gibi üzerime yağdı. Bu saldırı gerçekte bana isabet etseydi bedenim patlayıp beni anında öldürürdü, ama burada durum farklıydı. Şu anda Yoo Joonghyuk'u ele geçirmiştim.

Başka bir deyişle, burası aynı zamanda benim "iç benliğim"di.

Çuçuçuçuçu!

[Sahasrabhuja Avalokiteśvara] çağlayanı kıvılcımlar saçarak burnumun dibinde eridi ve Nirvana afalladı. Etrafımı sayısız sayfa sardı ve...


["Dördüncü Duvar" özel becerisi etkinleştirildi!]


...biri onları çeviriyormuş gibi çılgınca hışırdadı. O beyaz kâğıtların üzerinde harfler süzüldü ve okuduğum sayısız sözcük, çevremdeki her şeyi kaplayan devasa bir duvara dönüştü. Şaşkına dönen Nirvana kaçmaya çalıştı ama artık çok geçti.

Çuçuçuçuçu!

Duvar ona yetişirken bedeni parlak mavi kıvılcımların arasında çözünmeye başladı.

[Ne yaptın sen böyle?]

Aklımı kurcalıyordu. [Dördüncü Duvar] takımyıldızlarını bile geri püskürtebiliyorsa, onu bir [Reenkarnatör]'ü kalıcı olarak yok etmek için de kullanabilir miydim?

[O Duvar'ı uzaklaştır! Bu da ne—!?]

Nirvana panikle Duvar'a tekrar baktığında, üzerindeki harfler göz kamaştırıcı parlak bir ışıkla patladı.

「 Bu dünya var olduğu için reenkarnasyona uğruyorsam, o zaman bu dünyayı silmem yeter. 」

[Bu...! Yoksa bu...?!]

Nirvana, Duvar'daki cümleye bakarken haykırdı.

「 Yoo Joonghyuk beni bu dünyanın sonuna götürebilir. 」

[N-Nasıl buna sahipsin?!]

Ona yaklaşırken, "Bu dünyanın sonuna gitmene gerek yok," dedim.

Duvar'da beliren her yeni harfle devasa bedeni azar azar parçalandı; sayısız harf yığınına ayrılıp [Dördüncü Duvar]'ın içine çekildi.

"Öleceğin yer burası."

Nirvana'nın yüzünde, ruhunun öğütülüşünü izlerken beliren tuhaf bir duygu vardı.

「 Sonunda, Reenkarnatör Nirvana yüzlerce yıl dolaştıktan sonra "biricik hayatını" bulmuştu. 」

Nirvana, Duvar'daki cümleyi okurken kuru bir kahkaha attı.

[Ha... haha—Hahaha.]

「 İlk gerçek "ölüm"üyle karşılaştı. 」

İfadesi saadete bulanmıştı.

「 Demek ölmek böyle bir şey. 」

[Anlıyorum. Demek bu.]

「 İşte o an Nirvana, uzun zamandır beklediği anın bu olduğunu fark etmişti. 」

Aradan yüzlerce yıl geçmişti. Sayısız reenkarnasyondan sonra bu yere ulaşmıştı. Nirvana, bu günü asırlardır bekleyen bir keşiş gibi gözlerini kapadı ama buna rağmen iç benliği Duvar'a yazılmaya devam etti.

「 Ama neden? Bunca zamandır özlemini çektiğim şey bu. 」

Tüm bedeni ince çatlaklarla kaplandı. Ayakları, bacakları, uylukları, göğsü... Kırık parçalar tertemiz biçimde [Dördüncü Duvar]'ın içine çekiliyordu.

「 Neden bununla yüzleşmekten korkuyorum? 」

Varoluşunda ilk kez ölüm korkusunu deneyimliyordu.

Ölmek, hiçbir "sonra"nın olmaması demekti. Düşünememek, hareket edememek, konuşamamak; kendi varoluşunu bile hissedememek.

「 Var olmaktan çıkacağım. 」

Nirvana'nın kapalı gözleri ansızın açıldı.

「 Ben... Ben bunu istemiyorum! 」

「 Ama ağzı çoktan dağıldığı için çığlık atamadı. 」

「 Uzanan kolu boşu boşuna kayboldu. 」

「 Varoluş zaten en başından beri o kadar güzel bir şey değildi. 」

Hiçbir ölümlü kendi ölümü karşısında gerçekten kayıtsız kalamazdı, çünkü herkes onun karşısında çaresizdi.

「 Hayır! Lütfen! Dur! Beni öldürme! 」

「 Doğru ya, annenin sırrı. Onu biliyorum! Annenin sana hiç anlatmadığı hikayeyi biliyorum... 」

「 Kurtar beni, lütfen! Beni kurtarırsan...! 」

Onu, romandaki bir kurgusal karakterin sonuna tanıklık ediyormuş gibi sessizce izledim.

「 Umutsuzca çırpınırken Nirvana, son anlarında en nefret ettiği sözleri tekrarladı. 」

「 Ölmek istemiyorum. 」

Ruhu en nihayetinde hiçliğe karıştı.


["Dördüncü Duvar" kurgusal karakter Nirvana Möbius'u yuttu.]


Bu mesajı ilk kez duyuyordum. Duvar, Sinema Zindanı'nın patronunu öldürdüğü zamankinden farklı davranmıştı. Bir an korkuya kapıldım.


["Dördüncü Duvar" tatminle gülümsüyor.]


[Dördüncü Duvar]'ın tam olarak ne olduğunu bilmiyordum ama Nirvana'yı öldürene kadar her şey yolunda gitmişti.


["Dördüncü Duvar" sana aç gözlerle bakıyor.]


Canlı bir varlıkmış gibi kıpırdandı. Nirvana'yı yutmak yetmemiş gibi, bana doğru bakarken dudaklarını yaladı. Duvar'ın üzerinde çuçuçuçuçu sesiyle bir şeyler belirdi.

「 İşte o an Kim Dokja düşündü: Bir gün ben de bu Duvar tarafından yutulacak mıyım? 」


["108 Klesha" özel becerisi iptal edildi.]


Görüşüm normale dönmeye başladı. Duvar, Nirvana, Yoo Joonghyuk; sanki hiçbiri var olmamış gibiydi.

...

Gözlerimi açıp kırpıştırdım, kendimi yeniden Gwanghwamun stadyumunda bulunca nefes nefese kalmıştım; tam önümde Nirvana toza dönüşüp havaya karışıyordu. Nihayet, bitmek bilmeyen sürgün hayatının ardından huzuru bulmuştu.

Tüm bölge, sanki biri üzerine bir kova soğuk su dökmüş gibi sessizdi. Yoo Joonghyuk'un ayaklarını yavaşça oynatıp ileri doğru yürüdüm.

Dokkaebi konuşmaya başladı.

[Eh, senaryonun sonu yaklaştığına göre artık en güçlü cisimleşenin kim olduğunu açıklayalım mı?]

Yorgunluk yüzünden tek bir adım atmak bile tüm gücümü alıyordu. Dokkaebi'nin sesi kafamda gürlemeye devam etti.

[En güçlü cisimleşen, hiç şüphesiz...]

Bilincim hızla bulanıklaştı ve ses uzaklaştı. Görünüşe göre sürem dolmuştu. Son sözleri duyamadan duyularım kapandı.


[Aşırı zihinsel yorgunluk nedeniyle "Bilge Okuyucunun Bakış Açısı" 3. Aşama devre dışı bırakıldı.]

["Birinci Şahıs Başkahramanın Bakış Açısı" devre dışı bırakıldı.]

.

.

.

[Öldünüz.]


İki gün sonra cenazem başladı.




RoS:

Ölümün güzelliği, onu elde edene kadar.



🎨 Bu bölümün manhwa uyarlaması:

📖 Manhwa Bölüm 163
Önceki Sonraki

Hata ve önerilerinizi Discord Sunucumuza katılarak paylaşabilir ve yeni bölümler yayınlandığında anında haberdar olabilirsiniz!

Topluluğa katıl, teorilerini paylaş ve yeniliklerden haberdar ol!

Discord'a Katıl!