title mobile

Bölüm 554: 1. Sahne — Tamamlanma Sonrası Dünya, 1

「Bu, okunmamış umutsuzluk hakkında bir hikâye.」

*

Bütün mesele, o gün öğlen saatlerinde Ji Eunyu'nun birdenbire çıkıp gelmesiyle başladı.

"Yazar-nim. Hadi birlikte bir yere gidelim."

Ensemden ani bir tutuşla kapıldıktan sonra taksiyle varış noktasına ulaşmamız bir saati bile bulmadı.

Sonunda Chungmuro'daki tiyatronun önüne vardık. Bir zamanlar 'ORV'de mekân olarak kullanılmış bir yerdi.

<Kim Dokja Ziyafeti>

Tiyatronun girişindeki tabelaya dik dik baktım. Adından da anlaşılıyordu ki ORV ile ilgili bir etkinlikti.

Dün Temsilci Kim Dokja'dan aldığım mesaj aklıma geldi.

— Yarın akşam 7'de küçük bir hayran etkinliği olacak. Vaktiniz varsa katılıp keyfini birlikte çıkarabilmenizi umarım.

Yoksa bu, dünkü etkinlik mi?

Ji Eunyu'ya sordum.

"Burayı nasıl öğrendiniz?"

"Etkinlik organizatörü bizimle irtibata geçti. Paralı bir etkinlik düzenlemek için izin almak istediler. Tüm giriş ücretlerini Kim Dokja adına bir yetimhaneye bağışlayacaklarını söylediler. Her ihtimale karşı izlemeye geldim."

Giriş ücretiyle kastettiğin şey buymuş demek.

Abartılı bir baş sallayışla konuştum.

"İyi. Ama ben neden—"

"Okurlar. Nerede olduklarını sormuştun ya."

Dün Ji Eunyu ile yaptığım telefon görüşmesi aklıma geldi. Ji Eunyu romanımı bekleyen okurlar olduğunu söylemiş, ben de onların nerede olduğunu sormuştum.

Başlarımızı tekrar çevirip tiyatroya baktık. Ji Eunyu konuştu.

"Burada."

Ansızın kanın kafama hücum ettiğini hissederek kalbim küt küt atmaya başladı.

"Ama benim oraya gitmem uygun olur mu?"

Ji Eunyu tereddüdüme başını yana eğdi.

"Neden?"

"Ben yazarım."

"Han Sooyoung'un yazdığını söylememiş miydiniz?"

Ji Eunyu'nun şakacı cevabını görünce ben de gülümseyiverdim.

"Doğru."

Bugünlük, tüm yüklerimi daha önce yüzünü bile görmediğim Han Sooyoung'un üzerine yıkmak istiyordum. Yan hikâyeyi yazamamamın sebebi uzak bir evrende Han Sooyoung'un dosyayı yazmaması ve Yoo Joonghyuk'un da onu teslim etmemesiydi.

Buna inanmak istiyordum.

"Yazar-nim, şuna bakın."

Tiyatronun girişinde ORV karakterlerinin gerçek boyutlu mukavva figürleri sergileniyordu.

Tasarımlara bakılırsa, bir zamanlar serileşen webtoon versiyonunun çizim tarzı referans alınarak çizilmiş gibiydiler. İnanılmaz kaliteleri hayranlık uyandırıyordu.

Sanata hayran kalarak her karakterin adını tek tek içimden geçirdim.

Kurtuluşun İblis Kralı Kim Dokja, Yüce Kral Yoo Joonghyuk, Ay Işığı İmparatoriçesi Yoo Sangah, Kara Alev İmparatoriçesi Han Sooyoung, Yıkımın Yargıcı Jung Heewon, Çelik Kılıç Lee Hyunsung, Canavar Lordu Shin Yoosung ve Böcek Lordu Lee Gilyoung. Bir de birkaç yardımcı karakter: Hayalperest İblis Kim Namwoon, kel Gong Pildu, Ölümsüz Doktor Lee Seolhwa ve sahte başkahraman Jang Hayoung…

"Dürüst olmak gerekirse, bizim yaptıklarımızdan daha iyi."

Ji Eunyu bile böyle cevap verdi.

Kaliteyi bir kenara bırakırsak, bu kadar emek harcanmış olması dokunaklıydı.

Acı bir gülümsemeyle ekledim.

"Webtoon yazar-nim'lerin gerçekten çizdiğine inanacak kadar iyi."

"Webtoon yazar-nim'ler çizmedi mi?"

"Hayatta olmaz. O olaydan sonra herkes çekip gitti."

Bir zamanlar 'Bilge Okuyucunun Bakış Açısı' aynı zamanda bir webtoondu.

Güzel başlamıştı. Storyboard ve illüstrasyondan muhteşem sanatçılar sorumluydu.

Ne yazık ki 10. bölüm serileşmeden önce stüdyoya yıldırım düştü, büyük bir yangın çıktı ve şirket olayın ardını toparlayamayıp çöktü. Yönetimin maddi gücü de yetmeyince 'Bilge Okuyucunun Bakış Açısı' webtoon'u 11. bölümün sonunda iz bırakmadan kayboldu.

"Bunu henüz bilemezsin, yazar-nim. Yan hikâyenin başarısı sayesinde webtoon yeniden başlatılabilir…"

Bu kadar uzun süre ancak Ji Eunyu pozitif kalabilirdi.

"O beklentiyi çoktan bıraktım."

Webtoon'un batışından bu yana 'Bilge Okuyucunun Bakış Açısı' ile ilgili her türlü uyarlamada garip olaylar yaşandı. Bir film sözleşmesi imzalandıysa yapım şirketi iflas ediyor, figür ya da ürün üretildiyse fabrika batıyordu.

Bu durumlar birkaç kez tekrarlandıktan sonra artık teklif gelmez oldu.

"Ama dışarıda bir yerlerde, ORV'nin başarısız olmadığı bir dünya-çizgisi mutlaka vardır."

O dünya-çizgisinde ORV'nin kesinlikle başarılı bir webtoon'u, filmi, dizisi ve belki de bir animesi olurdu. Bu dünya-çizgisinde değil, ama ben hâlâ ara sıra bunun hayalini kuruyorum.

"Bizim de işimiz henüz bitmedi."

Homurdanan Ji Eunyu'yla birlikte geriye kalan gerçek boyutlu mukavvalara tekrar baktım. Mukavvaların sırası epey uzundu; Uriel ve Sun Wukong'dan, Han Myungoh gibi daha az klasik sayılabileceklere kadar.

Ne var ki sıranın en sonunda, yabancısı olduğum bir figür duruyordu.

O da kim?

Dar gözlü bir adamdı, ama kim olduğuna dair bir tahmin bile yürütemedim.

ORV'de dar gözlü bir karakter geçti miydi?

Adı yazılı olsa bilirdim…

Ji Eunyu'ya sormayı düşündüm ama fikri kafamdan attım.

Bende hâlâ bir yazar gururu vardı.

"İki kişi."

"Takma adınızı buradaki isimliğe yazıp göğsünüze iliştirin."

Rehberden isimliklerimizi alıp tiyatroya girdik.

Kimse beni ORV'nin yazarı olarak tanımadı. Tabii ki. İsimliğe ORV'nin yazarı olduğumu yazmamıştım.

Ji Eunyu'nun isimliğine baktım.

[Dâhi Editör]

"Ji Eunyu-ssi."

Ji Eunyu beni duymazdan gelerek alçakgönüllüce arka sıralara oturdu. Önde toplanmış okurların arkadan birleşik hâldeki kafalarını gördüm.

Şaşırdım. O insanların hepsi bizim okurlarımız mıydı? Ya Ji Eunyu hepsini gerçekten tutmuşsa?

Yan tarafa baktığımda Ji Eunyu'nun gözleri faltaşı gibi açılmıştı.

"Otuz kişi kadar var gibi?"

Otuz kişi. Az bir sayı gibi gelebilirdi, ama buraya kadar zahmet edip gelmiş otuz hardcore hayran anlamına geliyordu.

İçimde kabaran güçlü duyguları bastırarak başımı salladım.

Bak sen şuna, Kim Dokja. Başardın.

Etkinlik henüz başlamamıştı ama öndeki okurların mırıltılarını duyabiliyordum.

"'Yeni Paket' sende var mı? Şu aralar bulmak çok zor."

"Ah, işte burada."

"Müthiş. Peki ya 'Siyah Ed'?"

"Çıkar çıkmaz aldım."

"'Dok-Fig'in de var mı?"

"Var ya… tuhaf ama benim 'Dok-Fig'imin kafası yavaşça dönmeye başladı."

Ne hakkında konuştuklarını anlayamadım. Birbirlerine bir tür argo konuşuyor gibiydiler.

Yan yana oturup konuşmalarına ustaca kulak misafiri olduk.

"Bu zaten on ikinci."

"Sunucu bugünün sonuncu olduğunu söyledi, değil mi?"

"Evet."

"Eskiden çok kişi olurdu. Aşırı azalmış."

"Aynen. Birer birer çekip gittiler."

Meğer bu gizemli Kim Dokja'nın Ziyafetleri çoktan on ikincisine ulaşmıştı. Ve hatta eskiden daha da kalabalık olduğunu söylüyorlardı.

Şu anda bile burada bir sürü insan var sanmıştım, ama….

"Affedersiniz, buraya oturmamın sakıncası var mı?"

Beklenmedik bir ses üzerine başımı çevirdim. Lee Hyunsung'a benzeyen iri yarı bir adam, utangaç bir ifadeyle yanımdaki koltuğu işaret ederek duruyordu.

Başımı salladım.

"Ha, evet. Oturabilirsiniz."

"Teşekkür ederim…"

Başını eğerken göğsündeki isimlik sallandı.

[Yargıç Heewon]

Anlaşılan Jung Heewon hayranıymış.

Uzun zamandır ilk kez yanıma yabancı birinin oturmasıyla nedense gerildim.

Ji Eunyu tuhaf havayı sezmiş olacak ki ilk sözü o aldı.

"Jung Heewon hayranı olduğunuzu görüyorum."

Yargıç Heewon hafifçe başını salladı.

"Öyleyim…"

Ardından sessizlik çöktü.

Ji Eunyu bir şey söylememi işaret eder gibi koluma dürttü. Böyle bir durumda normalde ne denir ki? Tanımadığım biriyle konuşmayalı o kadar uzun zaman olmuştu ki ne diyeceğimi bir türlü bulamıyordum.

Kim Dokja olsaydım ne söylerdim diye düşünüp ağzımı açtım.

"Heewonie harika, değil mi?"

"Ah, evet, öyle!"

Daha doğru dürüst konuşmamış olmamıza rağmen adamın parlak bir gülümsemeyle gülümsediğini görünce, aramızda çoktan yakın bir bağ kurulmuş gibi hissettim.

İkimiz de başımızı sallayıp savaşçı dostluğu paylaşan adamlar gibi anlayışlı gülümsemeler takındık.

Jung Heewon. Onu ben yazmıştım gerçi, ama cidden harika bir karakterdi.

Yargıç Heewon isimliğime göz atıp onu sorarak buzları kırdı.

"T-takma adınız ilginç."

"Teşekkürler."

"Peki favoriniz…"

"Şey, o…"

Biraz düşündüm ama tek bir kişi seçmek benim için zor olurdu.

Sessizlik uzayınca, Yargıç Heewon belki kabalık ettiğini düşünerek bir cümle ekledi.

"Ah, yanlış anlamayın, all-chara da olabilirsiniz…"

All-chara'nın tam olarak ne demek olduğunu bilmiyordum ama bir tahminim vardı.

Hafifçe başımı sallayarak cevap verdim.

"Cheon Inho gibi adamlar dışında herkes havalı."

Unutan olursa diye söyleyeyim, Cheon Inho ORV'nin başında ölen bir yan kötü adamın adıdır.

Cheon Inho'yu tanıyan Yargıç Heewon'ın yüzü karardı ve sesi alçaldı.

"Cheon Inho, şu şerefsiz."

"Gerçek bir şerefsiz."

"Parçalara ayrılmayı hak ediyor."

"Ee… değil mi?"

"Cehennem Alevlerinin Azabı'yla yakılarak öldürülmeli."

Konuşmamız orada sona erdi.

Sunucu tiyatronun sahnesinde belirdi. Siyah takım elbise ve beyaz bir palto giymişti.

"Merhaba, ben sunucunuz Kim Dokja."

Seyirciden hafif tezahüratlar yükseldi. Gözlerini güneş gözlüğüyle gizlemişti ama kıyafeti Kim Dokja'nınkine epey benziyordu.

Kalitesi gerçekten iyi miymiş ne?

Tiyatro perdesi az sonra aralandı ve etkinlik başladı.

Sakin bir fon müziği çalmaya başladı, ardından [Dördüncü Duvar] yazı tipi belirdi.

「Ve hepsi Dördüncü Duvar'a kaydedilmişti.」

Ardından ekranda okurların bıraktığı yorumlar belirmeye başladı.

Prologdan 551. bölüme kadar okurlarca bizzat yazılmış yorumlar.

Ön sıradaki genç bir kız mırıldandı.

"Aaa, onu ben yazmıştım!"

Çok sayıda 'beğeni' almış yorumlar vardı, eğlenceli ya da orijinal olanlar da vardı. İçten duygularla dolu yorumlar da vardı.

"Kim Dokja'nın ilk öldüğü andı, değil mi?"

"Hıh, benim yorumuma bakmayın! Çabuk kaldırın şunu!"

"Karanlık tarihimizi ifşa ediyorlar."

Eski yorumları okumak benim de yüreğimi gıdıkladı.

Bilge Okuyucunun Bakış Açısı iki yıl boyunca serileşmişti ve tamamlanmasından bu yana üç yıl geçmişti.

Bu dünyanın okurlarının beş yıl içinde inşa ettiği hikâye oradaydı.

Zamanın aşındırdığı bir efsanenin anlatılışı gibiydi.

Hayranların düzenlediği buluşmalardan fotoğraflar, karakter doğum günlerini kutlayan metro reklamları. Kim Dokja'nın bize bakan bir illüstrasyonuna bakarak biri mırıldandı.

"Kim Dokja'nın doğum günü."

"O gün Seul'e gerçekten kar yağmıştı."

Okurlarımın bıraktığı sözler beyaz ekranda yavaşça akıp gidiyordu. Akıp giden her sözcüğün arasında, birlikte çıktığımız yolculuğun ayak izleri vardı.

"Buraya gelmek iyi oldu, değil mi?"

Ji Eunyu'nun sözlerine farkında olmadan başımı salladım.

「Belki bu sahneyi görmek için o kadar çok cümle yazmıştım.」

Kalbimin bir kez daha hızlanmaya başladığını hissettim.

Eğer yapabilirsem, bu insanlara bir şey söylemek istiyordum. Onlar için kaçmadan, vazgeçmeden bir cümle yazmak istiyordum.

Bu hikâyeye bir kez daha meydan okumak istiyordum.

「「Ama yapabilir miyim?」

O sırada sunucunun sesi duyuldu.

"Şimdi, bu etkinliğe lütfedip katılan yazar-nim'den birkaç söz!"

Seyircideki okurlar birbirlerine bakıp fısıldaştılar.

Bir an için donup kaldım, sonra birden kendime geldim.

"Yazar-nim?"

Ji Eunyu bana şaşkınlıkla fısıldadı.

Bir an için başım döndü.

Ji Eunyu gizlice bir hayran buluşması mı ayarladı?

Ama Ji Eunyu da kafası karışmış görünüyordu.

Sahneye bakınca sunucunun gülümseyerek bu yana baktığını gördüm.

Önce ben mi çıksam?

'Ne yapalım, çaresiz' diyerek ayağa kalkar kalkmaz, ekranda birden birinin yüzü belirdi,

— Aa, aa.

Solgun tende bir güzellik lekesi. Arkaya toplanmış bob kesim, siyah saçlar.

Kim olduğunu açıklamaya gerek yoktu, çünkü burada onu tanımayan kimse yoktu.

『Bilge Okuyucunun Bakış Açısı』'nın gerçek yazarı gözlerimin önündeydi.

Önceki Sonraki

Hata ve önerilerinizi Discord Sunucumuza katılarak paylaşabilir ve yeni bölümler yayınlandığında anında haberdar olabilirsiniz!

Topluluğa katıl, teorilerini paylaş ve yeniliklerden haberdar ol!

Discord'a Katıl!