title mobile

Bölüm 75: 15. Sahne — Kralsız Dünya V

Korkmuş insanlar aynı anda Han Sooyoung'a döndü.

Çömeldi ve tükürürcesine konuştu, "Salak mısınız hepiniz? Kendinize gelin. Yaşamak istiyorsanız beyninizi kullanmayı öğrenin. Sizi takip eden başka piçlerle ne zaman karşılaşacağınızı bilemezsiniz, niye yoldaş olabilecek birkaç insanı doğrayıp duruyorsunuz?"

"O-O…"

"Bu tür bir dünyada zayıflar ancak diğer zayıfların yanında eşit olarak durabilir. Sadece güçleri birleştirmek bile size yetmeyecek. Ama bunu denemek yerine birkaç çöp eşya için kavga etmek mi istiyorsunuz?"

Sözleri tam noktasına oturdu, insanlar kendilerine geldi ve utançtan kızardı. Orta Düzey Dokkaebi, dağıttığı insanların arasında bir web roman yazarının olduğunu bilmiyordu muhtemelen.

"Hayatta kalmak için gereken silahları ve bütün erzakı zaten almadınız mı? Hiçbiriniz hayatta kalma hikâyesi okumadınız mı? Böyle bencilce davranan piçlerin esasen kendi ölüm bayraklarını diktiklerini biliyorsunuz, değil mi? Hem cidden, birkaç sefil eşya daha sizi bu adam kadar güçlü yapacağını mı sanıyorsunuz?"

[Ölüm bayrağı, bir karakterin yaklaşan ölümünün habercisi olan, izleyiciye o karakterin yakında öleceğini sezdiren bir anlatı aracı veya klişesidir.]

Hayatta kalanların yüzleri karararak gözlerini bana çevirdi. Kana susamışlıkları yavaşça soldu.

"Kimsenin elini süremeyeceği kadar güçlü olabileceğine emin değilseniz, güvenebileceğiniz yoldaşlar toplayarak başlayın. Bu basit bir mantık değil mi?"

Hiç fena değil. Bir intihalcinin böyle bir şey söyleyeceğini beklemiyordum.

Sözleri aslında oldukça etkili oldu. İnsanlar birbirleriyle huzursuz bakışlar paylaştı. Şimdi içlerinden biri öne çıksa muhtemelen birleşebilirlerdi. Sadece birkaç kelime hayatta kalma oranlarını çarpıcı biçimde yükseltmişti.

Han Sooyoung'a bakıp dedim ki, "Ama dur bakalım, az önceki cümle–"

"Anladınız mı? Toparlanın hepiniz!" diye hızla söyleyip topuk üstü dönerek kaçtı.

Dayanıklılığı dibe vurmuştu, o yüzden uzağa kaçamazdı.

"Höf, höf! Niye peşimden geliyorsun?!"

"Sıradan sohbet bile mi intihal?"

「"Kimsenin elini süremeyeceği kadar güçlü olabileceğine güvenmiyorsan, güvenebileceğin yoldaşlar topla."」

TWSA'da Yoo Joonghyuk'un kendisinden tavsiye isteyen bir hayatta kalana söylediği cümle buydu.

Han Sooyoung bağırdı, "Bu nasıl intihal oluyormuş?! Bu kendi romanımın bir cümlesi!"

"Madem öyle niye kaçıyorsun?"

"…Öyle işte! Sen niye peşimden geliyorsun, ha?"

Sonuna kadar intihal yaptığını kabul etmemekte direniyor.

Onu enseden tuttum.

"Seni kurtardım, bana karşılığını ödemelisin."

"N-Nasıl bir ödeme?"

Aşırı tedirgin ifadesine alaylı bir gülüş attım.

"Taşınabilir şarjını ver. Metin dosyalarını yanında taşıdığına göre bir sürü olmalı."

Yüzü acınası şekilde buruştu.



Han Sooyoung'u en başta yanımda götürmeye niyetim yoktu. Açıkçası, şimdiye kadar yaptıklarını düşününce o da geri kalan çöplerden farksızdı. Ama anlamam gereken birkaç şey vardı, [Avatar] yeteneği de epey işe yarayabilirdi. Üstelik onu kullanarak devam etmekte olan alt senaryoyu verimli şekilde tamamlayabilirdim…

"Yedek bataryam yok. Gwanghwamun'da her şeyimi kaybettim."

"Öyleyse intihal romanını ver."

"Olmaz. Okumak istiyorsan parasını öde."

"Bütün platformlar yokken nasıl ödeme yapacağım?"

Telefonunu kolayca kapıp aldım. Han Sooyoung gafil avlanmış halde omzuma yapıştı, telefona uzanmaya çalıştı.

"Ne halt ediyorsun! Geri ver!"

Ham metinler ana ekranında kayıtlı. Epey dikkatsiz.

[SSSSS Sınıfı Sonsuz Regresör.TXT]

Bakalım…

Uygulama dosyasına tıklarken biraz tedirgin hissettim. Onun dosyasının da benimki gibi başkalarına görünmez olup olmayacağını merak ettim. Tabii bu yersiz bir endişeydi. Tekrar okuyor olmalıydı çünkü sayfa bölümün ortasından açıldı.

「…Yoo Joonhyun, Durum Penceresi'ni sessizce açtı. Henüz aldığı [Bilgenin Gözü]'nü kontrol etmek istiyordu.」

<Karakter Profili>

İsim: Yoo Joonhyun

Yaş: 27 yaşında

Takımyıldızı Akit Tarafı: ???

Özel Nitelikler: Regresör <3. regresyon> (Efsane), Profesyonel Oyuncu (Nadir)

Özel Beceriler: [Bilgenin Gözü Lv.1], [Yakın Dövüş Lv.1], [Silah Ustalığı Lv.1], [Zihinsel Bariyer Lv.1], [Yalan Tespiti Lv.4]…(Kısaltıldı)…

Stigma: <Ölümle Regresyon Lv.3>

Toplam İstatistikler: Canlılık Lv.24, Kuvvet Lv.24, Çeviklik Lv.25, Büyü Gücü Lv.23

Yoo Joonghyun bunu doğruladıktan sonra kıkırdadı.

「"Huhu, sonunda [Bilgenin Gözü]'nü aldım. Bu regresyona da şanslı başladım."」

Burada okumayı bıraktım ve inanamayan gözlerle Han Sooyoung'a baktım.

"Hiç vicdanın yok mu senin?"

"…Ne?"

"Karakter bilgisini TWSA'dan birebir kopyalamışsın. Yazar olarak en azından sözcükleri değiştirsen olmaz mıydı?"

Bir an duraksadıktan sonra homurdandı, "TWSA'da 'takımyıldızı sponsorları' yazıyor, benimkinde ise 'takımyıldızı akit tarafları'. Tamamen farklı."

"…Tamam diyelim öyle. Ama başkahramanın adı biraz fazla değil mi? Bir kez 'Joonghyun' diye yazım hatası bile yapmışsın. Resmen kopyala-yapıştır yapmadın değil mi? TWSA'nın yazarı bunu görse ağlardı, kanka."

Yüzü kıpkırmızı oldu ve bağırdı, "Bu sadece bir homa— Yo, ne fark eder?! Ne arıyorsun ki sen orada, ha?"

"Orijinalin kaç bölümünü okudun?"

"Doksan dok– Hey! Onu geri verecek misin yoksa?!"

Demek 99. bölüme kadar okuyan oydu? TWSA'nın yazarı, romanını en çok okuyan ikinci kişinin, romanını intihal eden kişi olduğunu bilse ne düşünürdü acaba? İntihal tartışması sırasında okuma sayısının artmasına bile sevinen biri olduğu için, "Romanımı 99. bölüme kadar okuduğunuz için içtenlikle teşekkür ederim. Hakikaten gerçek bir okurusunuz," gibi bir şey bile demiş olabilirdi.

İç çekip sordum, "99. bölüm demek. O zaman beşinci senaryodaki Meteoritlerin yerlerini biliyor musun? Romanında geçti mi?"

"Romanımda Meteorit falan yok!"

Bu şaşırtıcı. Onu da kopyalayacağından emindim.

"Benimkinde Mühür Taşları var!"

Kopyalamış.

"O zaman o Mühür Taşlarını almaya gideceğiz, hazırlan."

"Meteoritlere mi gidiyorsun?"

"O isim üstünde karar kılalım sadece. Neyse, daha önce bir tane elde etmiştin, ana fikre vakıfsındır."

"Daha önce bir tane elde etmiştim ama…"

Öldürdüğüm ateş ejderhasını içeren Meteoriti Han Sooyoung bulmuştu. Bu kadın yüzünden neredeyse ölüyordum.

Aklıma geldi şimdi. Ejderhanın leşini Borsa'ya koymuştum. Satıldı mı acaba?

Kasvetli yüzüyle onu kendi haline bıraktım ve Bihyung'a seslendim.

– 'Bihyung.'

Cevap gelmedi. Son senaryo tamamen beklenmedik bir şekilde tamamlanmıştı, bu yüzden Seul Kubbesi'nin bütün dokkaebileri şu sırada büyük ihtimalle bir karşı önlem toplantısındaydı. Eh, "toplantı" dedim ama büyük ihtimalle sadece, "Senaryo zaten suya düşmüş, şu jeton eşyalarından bir sürü satalım gitsin," gibi şeyler söyleyip duruyorlardır…

Bir an sonra, Borsa ve Dokkaebi Çantası penceresi önümde aynı anda açıldı.

Bu yumurcak mesaj atacak vakti olmasa da işini yapıyor demek?

[Pek çok takımyıldızı ani reklamlardan hoşnutsuz.]

Reklamları oynatmayı bile unutmamış.

Önce Borsa'daki satış geçmişini açtım.

['Ateş Ejderhasının Pulları' eşyası 8.000 jetona satıldı.]

['Ateş Ejderhasının Kemikleri' eşyası 5.000 jetona satıldı.]

Birisi beklenmedik şekilde o pahalı eşyaları satın almıştı. Üstelik satılık olmayan eşyalar bile satılmıştı.

['Ateş Ejderhasının Kemikleri' eşyası 22.222 jetona satıldı.]

…Depolama alanı kalmadığı için oraya koyduğum Kemikler bile gitmişti. Birisi çok arzuluyor olmalıydı. Bunu bilseydim 99.999 jetona koyardım. Şu an bu kadar finansal güce sahip cisimleşenler sadece nebula desteğiyle Anna Croft, Hindistan'dan Ranveer Khan ve Çin'den Fei Hu…

Her neyse, kim aldıysa, teşekkür ederim.

Dokkaebi Çantası'nı açtım ve ihtiyacım olan diğer eşyaları aldım.

Tam bitirdiğimde Han Sooyoung dedi ki, "Niye benim seninle gelmemi istiyorsun? Tek başına gidebilirsin."

"Bugün biraz önce söylediğin gibi. Hayatta kalma hikâyelerinde hayatta kalmak için yapman gereken en önemli şey güvenilir yoldaşlar bulmak."

Bana şüpheli bir bakış attı.

"Hmm…"

Yeni aldığım bir eşyayı çıkardım.

"Al, yemin et."

['Geçici Yemin' eşyası kullanıldı.]

<Geçici Yemin>

1. Kim Dokja (Gap), Han Sooyoung (Eul) ile devam etmekte olan alt senaryonun süresi boyunca geçerli olacak bir sözleşme imzalayacaktır.

2. Kim Dokja (Gap) ve Han Sooyoung (Eul), devam etmekte olan alt senaryonun süresi boyunca birbirlerine zarar vermeyeceklerdir.

3. Kim Dokja (Gap) ve Han Sooyoung (Eul), sözleşme süresi boyunca "Uyku Cezası"na karşı hazırlık olarak dönüşümlü olarak uyuyacaklardır.

6. Sözleşme süresi boyunca grubun hareket tarzı konusunda Kim Dokja'nın (Gap) yargısı önceliklidir.

7. Han Sooyoung (Eul), sözleşme süresi boyunca senaryoları tamamlamak için Kim Dokja'ya (Gap) tam işbirliği yapacak ve Kim Dokja'nın (Gap) emirlerine kendi hayatını tehlikeye atmayacak sınırlar dahilinde uyacaktır.

8. Kim Dokja (Gap), sözleşme süresi boyunca Han Sooyoung'un (Eul) yaşam hakkını garanti eder.

9. Bu sözleşme, devam etmekte olan alt senaryonun sonunda sona erecektir. Herhangi bir ihlal fiziksel yok oluşla sonuçlanacaktır.

[Geçici Yemin], Sponsor Sözleşmesi'nin etkisine sahip değildi ama kısa vadeli sözleşmeler için daha iyi bir eşya yoktu.

Bana inanamayan gözlerle baktı.

"Bunu imzalayacağımı sana ne düşündürüyor?"

"Sen bilirsin."

"…Niye Eul oluyorum ki? Hayatımda hiç Eul olmamıştım."

"Senin adına sevindim. Yeni deneyimler önemlidir."

Dişlerini gıcırdattı ama gönülsüz görünse bile kabul edeceğini biliyordum. Bitkin ve Büyü Gücü tükenmiş bir kız için başka çare yoktu. Gezginlerin kaynadığı bir Seocho İlçesi'nde tek başına dolaşmak intihar olurdu. Bir süre onu koruyacak birine ihtiyacı vardı.

"…Tamam. Kabul ediyorum. Ama bir şartım var."

"Nedir?"

"Birbirimizle bilgi paylaşacağız. Ne dersin? Sana da soracaklarım çok. Ve doğru cevap vermelisin çünkü bende [Yalan Tespiti] var."

Benim bile elde edemediğim bir şeye mi sahip?

[Karakter Han Sooyoung özel becerisi "Yalan Tespiti Lv.1"i etkinleştirdi!]

…Gerçekmiş.

Konuya doğrudan girdi.

"Niteliğin ne lan senin?"

"Bilmiyorum."

[Karakter Han Sooyoung sözlerin doğru olduğunu doğruladı.]

Bir an boş boş öne baktıktan sonra avucuyla şakağına vurdu.

"…Bu şey bozuk mu?"

"Hayır, gayet düzgün çalışıyor. Çabuk ol da bir sonraki soruyu sor. Sadece üç soruya cevap vereceğim. Bilesin, ilki sayıldı."

"Yok artık. Kendi niteliğini bilmemek nasıl mantıklı olabilir?"

"Gerçekten bilmiyorum. E, sonraki soru ne?"

Gözleri kısıldı, isteksizce devam etti, "Niye Tahttan vazgeçtin?"

Bu sorunun geleceğini biliyordum.

"Senin yüzünden planım tamamen mahvoldu. Sen olmasaydın… Kıyameti durdurmaları için o salak Havarileri hazırlamak için ne kadar uğraştığımı biliyor musun? Tahtı alsaydım şimdiye kadar bir sonraki senaryoya çoktan rahatça yelken açmış olurdum–"

"O Tahta otursaydın, Seul yok olurdu."

[Karakter Han Sooyoung sözlerin doğru olduğunu doğruladı.]

Kaşlarını çattı.

"Beceri neden bozulup duruyor?"

"Söyledim sana, bozuk değil. Kim yaparsa yapsın boku yiyecektik."

[Karakter Han Sooyoung sözlerin doğru olduğunu doğruladı.]

Gözleri irice açıldı.

"…Bunu nereden biliyorsun? Sen nerede bıraktın? Ben bile bilmezken sen nasıl biliyorsun?"

"Ben bırakan biri değilim."

[Karakter Han Sooyoung sözlerin doğru olduğunu doğruladı.]

O kadar şaşırmıştı ki dudaklarını ısırdıktan sonra bir an duraklayıp güçbela bir soru sıkıştırdı.

"Ne… Ne kadarını okudun TWSA'nın?"

"Üç sorun bitti."

"Bu en önemlisi!"

Çenesi titredi.

"Olamaz ki… değil mi? Yok… Böyle bir çılgın piç var olamaz… Evet, imkânsız bu…"

Dadada dadada!

Uzaktan at toynaklarını andıran sesler duyduk. Bir tür transtaymış gibi mırıldanan Han Sooyoung'u kaptım, yakındaki bir binanın arkasına saklandık.

Bir şey geliyor. İnsana benziyorlar ama…

Toz bulutu kaldırarak üzerimize hızla gelenlere [Karakter Listesi]'ni kullanmayı denedim.

[Bu karakterin bilgileri "Karakter Listesi" ile okunamıyor.]

[Bu karakter "Karakter Listesi"ne kayıtlı değil.]

…Kurgusal karakter değiller mi?

Daha yakından bakınca hepsinin bedenlerinin her yerinde sert bir kürk büyümüş olduğunu gördüm. Yüzleri insandı ama bedenleri iki ayaklı kurtlara daha yakındı, ortalama bir insanın yaklaşık iki katı büyüklükteydiler. Hepsi canavar gibi görünüyordu. İşte o sırada, baştakilerden birinin — en irisinin — bir adamı tek elinde yakasından tuttuğunu fark ettim.

"Grrr…! Nerede o piçler?"

"Ş-Şuralardaydılar! Jeton Çiftliği yıkı–"

Boğuk bir çıtırtıyla boynu kırıldı. Mino Soft'un önündeki Gezginlerden biriydi. Canavarlar bir anda ceset üzerine üşüştü, hevesle parçam parça ettiler ve hızla yediler.

Sanırım ne olduklarını biliyorum.

Han Sooyoung de fark ederek mırıldandı, "…İnsansı tür mü?"

Gezginlerin hepsinin kendi hayatta kalma yöntemi vardı. Bazıları hâlâ insan olarak var olup Jeton Çiftlikleri kuruyordu, bazıları ise insanlığından vazgeçip yeni bir türün yolundan yürüyordu.

Kraaagh—!

İnsansı türlerin sınırlamaları vardı ama insanlıklarından feragat ettikleri için senaryoların erken-orta evrelerinde diğerlerinden daha hızlı büyüyebilirlerdi. Dokkaebinin müdahalesiyle ortaya çıkmış Bozulmuş İnsanlar da bir tür insansı türdü.

Bu adamlar Kurt Adam türünden gibi…

"…Meteorit'in gücünü kullandılar."

Henüz beşinci senaryoya gidiyorduk. Şu an insanların Kurt Adamlara dönüşmesinin tek yolu bir Meteorit'in gücünü kullanmaktı. Yani, Gezginler Seocho İlçesi'ne düşmüş bir tane ele geçirmiş olmalıydı.

Han Sooyoung hafifçe ürperdi ve dedi ki, "Ben onu tanıyorum. O veled, okumayı bırakanlardan biri."

"…Sen nereden biliyorsun?"

"Görebiliyorum. [Son Bırakan]'ın avantajı."

"Avantajı mı?"

"Okumayı bırakan herkesin konumunu ve niteliklerini görebiliyorum."

Sesinde hafif bir kibir tonu vardı. Bu vesileyle Jung Minseob'tan duyduğum bir hikâyeyi hatırladım. Birinci Havari, senaryolar başlar başlamaz onları bulmaya gelmişti. Han Sooyoung'da gerçekten bunu izleyebilen bir yetenek varsa o "mucize" açıklanırdı. Tek yapması gereken, konumlarına bir avatar gönderip karşılarına çıkmaktı.

Devam etti, "Bu yüzden kimliğinden şüphelendim. Apaçık bir Bırakan'sın ama becerimde görünmüyorsun…"

Bana yan yan baktı, sonra başını insansıya çevirdi.

"Bazıları o zaman teklifimi reddetmişti. O Gezgin de onlardan biri. Çoğunlukla erken ölüyorlardı zaten, mesele yapmamıştım; ama bu piç şaşırtıcı şekilde güçlenmiş."

"Kim o?"

"Song Minwoo."

Song Minwoo? Kesinlikle kurgusal bir karakter ismi değildi. Yine de bir yerden tanıdık geliyordu…

[6. sınıf insansı tür Kurt Adam Song Minwoo etrafı tarıyor.]

Şimdi yüzünü görebiliyordum.

Ah… Olabilir mi?

Birkaç saat önce gördüğüm rüya gibi belirli anılar kafamda canlandı. Serseriler tarafından dövüldüğüm lise günlerimi hatırladım. Üzerinden çok zaman geçmişti ama yüzü uyuyor gibiydi. Ve aradan kaç yıl geçmiş olursa olsun, üniforma etiketinde yazılı ismi asla unutamazdım.

Song Minwoo… O olmalı. Ama o veled nasıl bir Bırakan oluyor? O kabadayı piç bir romanı eline almazdı bile, okumak şöyle dursun.

"Nerede bıraktı?"

"Eh, o adam… biraz tuhaftı. Diğerlerinden farklı."

"Ne demek istiyorsun?"

Han Sooyoung sözlerini tarttı, sonra dedi ki, "Görebildiğim kadarıyla… [Sadece 173. Bölüme Kadar Okuyup Bırakan Kişi] olarak görünüyor."

Tam o anda Song Minwoo'nun burnu hızla genişledi, başı yönümüze döndü. Sarı gözleri tek bir şey söylüyordu.

「Buldum sizi.」

Yerden hızla sıçrayıp dört ayak üzerinde üzerimize hücum etti.



RoS: Bırakılanlar ve bırakmayanlar, işte bütün mesele bu.

Önceki Sonraki

Hata ve önerilerinizi Discord Sunucumuza katılarak paylaşabilir ve yeni bölümler yayınlandığında anında haberdar olabilirsiniz!

Topluluğa katıl, teorilerini paylaş ve yeniliklerden haberdar ol!

Discord'a Katıl!