title mobile

Bölüm 135: 26. Sahne — Senaryo Yıkıcısı V

Refleksle Yoo Joonghyuk'a sordum: "Bu herifleri tanıyor musun?"

"Yalnızca birini."

Kurtuluş Tarikatı'nı tanıyor muydu? Eh, onlarla 2. regresyonda karşılaşmış olmalıydı.

Gerçi ben de onlara aşinaydım. Orijinal romana göre Kurtuluş Tarikatı, "kurtuluş" kelimesiyle ilişkilendirilen dinî klişelere tamamen ters düşen bir gruptu.

「 "Öte âlemde kurtuluş yoktur." 」

İlk vaazları böyle başlıyordu.

「 "En önemli şey şu anın hikâyesidir ve kurtarmamız gereken şey bizzat 'bugün'dür." 」

Öğretileri yüzeyden bakıldığında tamamen zararsız görünüyordu. "Geçmişe ya da geleceğe değil, şu ana değer ver." Kıyamet gelmeden önce bile yaygın bir sözdü.

Kurtuluş Tarikatı müritleri anlaşılmaz sözler mırıldanarak devasa bir kuvvetle ilerliyordu. Az önce yalnızca fil gibi görünen böğürtülü canavarların hepsi aslında 7. sınıf canavar türü "Çöl Dikenli Filler"di. Aralarında onları terbiye edebilen biri var gibiydi.

"O-Oooh..."

"Kurtuluş Tarikatı!"

Cisimleşenler gösterişli gelişlerini alkışlamaya başladı. Biraz gerilmiştim. Kurtuluş Tarikatı'nın çok daha sonra ortaya çıkması gerekiyordu ama şimdiden buradaydılar. Bildiğim geleceğe birileri müdahale ediyor olmalıydı. Üstelik sıradan biri değil, son derece güçlü bir varlık.

Öndeki filin tepesine yerleştirilmiş tahtırevandan bir ses geldi.

"Eyy genç cisimleşenler. Kurtuluş Tarikatı'na gelin. Sizi senaryolardan kurtaracağız."

Kuvvetin önündeki Kurtuluş Tarikatı müritleri kollarını kalabalığa doğru açıp birkaç cisimleşeni öne çıkmaya çağırdı.

"...Bu sözünü ettiğiniz 'kurtuluş' ne anlama geliyor?"

"Tam da duyduğunuz şeyi. Sizi senaryoların aşağılamasından azat edeceğiz."

Ne demek istediği hâlâ muğlaktı ama bu sözler cisimleşenleri ayartmak için biçilmiş kaftandı. Kurtuluş, özgürlük vesaire. Bazı cisimleşenler hazırlıklı gelmiş olsa da çoğu zorla gönderilmişti ve bu sözler onların kulağına tatlı sözler gibi geliyordu.

"K-Kurtuluş Tarikatı'na girersek güçlenebilir miyiz?"

Birkaç cisimleşen şimdiden etkilenmişti ama aralarında daha temkinli olanlar da vardı. Belirsiz "kurtuluş" kavramlarındansa hemen elde edilebilecek güce inanıyorlardı.

Tahtırevanın içindeki gölge kıpırdadı.

"Güçlenmek..."

Belki sesi sürekli yankılandığı içindi ama konuşanın cinsiyetini ya da yaşını anlayamıyordum.

"Sence 'güç' nedir?"

Bakışlar ilk soruyu soran adama çevrildi.

Yüzü kızaran adam kekeledi: "K-Karşı konulamaz bir kudrete sahip olmak, yani... Demek istediğim, güçlü becerilere sahip olmak! Anlamı bu değil mi?"

"Karşı konulamaz bir kudret ve güçlü beceriler... Öyleyse şöyle bir şey mi?"

Büyü Gücü tahtırevandan yavaşça uzanıp devasa bir avuç biçimini aldı. Bu, [Büyü Gücü Tezahürü]ydü. Deneyimli bir Geri Dönenin kullanabileceği teknik, senaryolardaki sıradan bir cisimleşen tarafından uygulanıyordu.

[Takımyıldızı Altın Başlığın Esiri "avuca" karşı düşmanlığını açığa vuruyor.]

Yalnızca bakmanın bile insanı ezmeye yettiği devasa avuç gökyüzünü kaplayıp adama doğru indi.

"V-Vaaaaahhh!"

Bu baş döndürücü Büyü Gücü gösterisi karşısında herkes çığlık attı. Ancak avuç, cisimleşenleri örttüğü anda şiddetli bir rüzgârla dağıldı; ardında onları saran sıcak ve yumuşak bir hava bıraktı.

"Fani şeylerin peşinden koşuyorsunuz. Güç ve zayıflık, hikâyelerin yarattığı yanılsamalardan ibarettir."

Tahtırevanın perdesi kalktı ve içinden biri çıktı. Parlak güneş doğuyormuşçasına tüm bedeninden ışık yayılıyor, bir tanrı iniyormuş gibi hafifçe yere konuyordu. İşte o zaman anladım. Şüphelenmiştim ama bildiğim Kurtuluş Tarikatı Lideri'nin senaryolara çoktan girmiş olduğuna inanmak güçtü...

Güç isteyen cisimleşen tereddütle sordu: "B-Bu ne saçmalık...? Size katılırsam güçlenebilecek miyim, güçlenemeyecek miyim?!"

Lider yumuşak bir gülümsemeyle konuştu: "Ey budala. Gözlerinin önündeki hakikati göremiyorsun. Bunların hepsi anlamsız."

"N-Ne? Anlamsız mı?"

"Zaman yığınının altında gömülü acınası ölümlüler. Şu anda senaryolar tarafından kandırılıyorsunuz."

Liderin eli cisimleşenin alnına dokundu.

"Söyle. Seni o 'güce' kim itti? Neden güçlenmek istiyorsun?"

Adam ele geçirilmiş gibi cevap verdi: "Ş-Şey... Hayatta kalmak için... güçlenmem gerek..."

"Hayatta kalmak ne demektir?"

"Hayatta kalmak... yaşamaktır! Yaşamaya devam etmek için güçlenmem gerek..."

Bozuk plak gibi aynı şeyi tekrarlayıp durdu. Belki de verebileceği en dürüst cevap buydu.

"Bu senin hayatın mı?"

"N-Ne...?"

"Bütün gününü yalnızca gücün peşinde koşarak geçiriyorsan bunun hangi kısmı sana ait?"

Cisimleşenin bedeni, fark etmemesi gereken bir şeyi idrak etmiş gibi titremeye başladı. Adamın dudakları çaresizce bir cevap arıyormuşçasına kıpırdadı.

"B-Benim hayatım...?"

"..."

"Ha...?"

Yanağından bir şey süzüldü. Adam, ağlamayı sürdürürken yere düşen yaşlara boş boş baktı; onların ne anlama geldiğini anlayamıyordu. İnsanlar anlayamadıkları bir duyguyla karşılaştıklarında parçaları zorla birbirine uydurup onu net bir cevaba dönüştürmeye çalışırdı.


[아귀를 맞추다 — Buradaki Korece deyim, bir şeyin parçalarını birleştirip hakikati yavaş yavaş ortaya çıkarmak anlamına gelir.]

Herkes, sanki birinin bu duyguyu kendileri için yorumlamasını bekliyormuş gibi büyük bir vecd içinde seyrediyordu.

Kurtuluş Tarikatı Lideri adama yaklaşıp sonunda gözyaşlarını sildiğinde bazıları rahat bir nefes aldı.

"Hikâyenin tuzağı budur."

Yukarıda eğlenerek onları dikkatle dinleyen bir dokkaebi gördüm.

Kurtuluş Tarikatı Lideri ilan etti: "Geleceğin sizi yutmasına izin vermeyin."

Bu tek söz, bütün cisimleşenlerin yüreğine bir mızrak gibi saplandı.

"Uzak bir öte âlemde sizi bekleyen kurtuluş vaadine kanmayın."

Senaryoya yeni giren bütün cisimleşenler büyülenmişti. Anlamını kavrasalar da kavramasalar da bu sözler yüreklerinde yer edip yankılanmaya başlamıştı.

Kurtuluş Tarikatı Lideri konuşmayı sürdürdü: "Kurtuluş burada, tam şu andadır. Olmanız gereken yer de burasıdır."

Şu anı koru ve bugünde yaşa. Gelecek tarafından yutulmadan insan olarak gururunu geri kazan.

"Burada mücadele edin! Kendinizi yeni bir hikâyeye kazıyın! Bu senaryolardan kurtulmanın tek yolu budur!"

Kulağa güzel bir öğreti gibi geliyordu. En azından bunları söyleyen kişi Kurtuluş Tarikatı Lideri olmasaydı öyle olurdu.

Yoo Joonghyuk'a baktım...

"Yoo Joonghyuk."

...tam da yüzüne şiddetli bir düşmanlık yayılırken kılıcını çektiğini gördüm.

"İntihar mangalarını ağdalı saçmalıklarla eğitme yöntemin hâlâ aynı."

Sözleri, Kurtuluş Tarikatı Lideri'nin dönmesine yol açtı.

Göz göze geldikleri anda Yoo Joonghyuk çıkıştı: "Bu işi bırakıp defol, Kurtuluş Tarikatı Lideri."

"Sen...?"

Çevremiz bir anda engin bir enerji dalgasının altında kaldı ve Kurtuluş Tarikatı Lideri yavaşça bize doğru süzülmeye başladı. Yabancı bir cazibeye sahip dökümlü ghagra, seonnyeo cüppeleri gibi Liderin arkasında dalgalanıyordu.


[Ghagra, Hindistan'da kadınların giydiği etnik kıyafetlerin bir parçası olan uzun, işlemeli ve pileli bir etektir. Belden ya da kalçadan bağlanır; belin alt kısmıyla karın bölgesini açıkta bırakır. Genellikle sariyle giyilen ve karın bölgesini açıkta bırakan choli adlı bluzla birlikte kullanılır.]


[Seonnyeo, Doğu Asya folklorunda göklerde yaşayan, güzel ve iffetli kadınlardır. Budist bağlamda bazen apsaralarla, yani bir tür göksel varlıkla ilişkilendirilirler.]

Kurtuluş Tarikatı Lideri seslendi: "Yoo Joonghyuk?" Tuhaf bir şekilde, o güzel yüzünde olabilecek en saf gülümseme belirdi. "Yoo Joonghyuk! Seni bulmak için ne kadar uğraştığımı biliyor musun?"

Şimdiye dek hiçbir cisimleşen beni bu kadar alarma geçirmemişti. Orijinal romana göre bu karakterin hikâyenin çok daha ilerisinde ortaya çıkması gerekiyordu; bu yüzden ona karşı hiçbir hazırlık yapmamıştım.

Hemen [Karakter Listesi]'ni etkinleştirdim.

[Özel beceri "Karakter Listesi" etkinleştirildi.]

[Bu karakter hakkında gereğinden fazla bilgi var. "Karakter Listesi", "Karakter Özeti"ne dönüştürüldü.]

Ardından ilk kez gördüğüm bir mesaj belirdi.

[Bu karakter hakkında hâlâ gereğinden fazla bilgi var. "Karakter Listesi" yeniden özetlemeyi deneyecek.]

[Profil Özeti başarısız oldu.]

[Bu karakter hakkındaki bilgiler özetlenemiyor.]

Saçmalık. Bilgileri özetlemek imkânsız mıydı?

Biraz düşündükten sonra ayarları yalnızca "ilk niteliği" gösterecek şekilde değiştirdim.

[Liste ayarları değiştirildi.]

<Profil Özeti>

İsim: Nirvana Möbius

Özel Nitelikler: Reenkarnatör (Efsanevi)

...Bilgilerini kontrol ettiğim anda tüylerim diken diken oldu.

Lanet olsun, gerçekten bu herif.

Harap olmuş dünyada hayatta kalmanın üçüncü "yolu"; bu yöntemin cisimleşmiş hâli gözlerimin önünde duruyordu.

Reenkarnatör Nirvana.

İnsan olmayan bir insan.

"Yoo Joonghyuk!" diye yeniden seslendi; sesi sevinçle taşıyordu.

Yaklaşmasını izlerken gerilimden kılıcımın kabzasını kavrayan avuçlarım terlemişti. Bu kişinin düşünce tarzı sıradan insanlarınkinden farklıydı. TWSA'yı ne kadar okumuş olursam olayım, ona dair bilgilerimi kullanabileceğim ölçünün bir sınırı vardı.

Ne yapmalıyım...?

Nirvana kollarını iki yana açıp parlak bir gülümsemeyle bağırdı: "Yoo Joonghyuk! Benimle Bir Ol!"

İşte o anda bu piçten nasıl yararlanabileceğimi anladım.




Nirvana "bu dünyada" ilk kez gözlerini açtığı anı açıkça hatırlıyordu. İşin komik yanı, o zamanlar bir dalgıç böceğiydi.

...

Gözlerini açar açmaz bir kurbağa tarafından yenip öldü.

Sonraki hayatında Nirvana bir kurbağa olarak doğdu.

Kolay bir hayat olmayacak.

O hayatında bir çıngıraklı yılan tarafından yenip öldü.

Sonraki hayatında Nirvana bir çıngıraklı yılana dönüştü.

En azından kurbağa yiyebilirim.

O hayatında bir anakonda tarafından yenip öldü.

Sonraki hayatında Nirvana bir anakonda olarak doğdu.

Bütün yılanları yutacağım.

O hayatında Nirvana güçlü bir canavar türüne evrildi. Çok geçmeden ödül hırsıyla gözleri dönmüş cisimleşenler tarafından avlanınca ölümcül bir tehlikeye düştü. Anakondayı öldürme girişimleri Nirvana'yı ağır yaralamıştı. Ölümle burun buruna gelince avcılardan kaçıp ormana saklandı.

Ancak bir adam tarafından bulundu.

"...Yaralanmış gibisin."

Adam nedense ona zarar vermedi. Aksine yaralarını tedavi edip yeniden ormana bıraktı. Nirvana bu iyiliği anlayamadı ama adamın dokunuşunu uzun süre hatırladı.

Sonraki hayatında Nirvana bir insan olarak doğdu.

[Takımyıldızı Mandalanın Koruyucusu hayatını gözlemliyor.]

Hayatını birinin izlediğini bilse de bunun "takımyıldızı" denen yüce bir varlık olduğunu ancak daha sonra anladı.

O zamandan sonra Nirvana insan olarak doğmayı sürdürdü. Usta bir ırgat da oldu, ırgatları yöneten bir çiftlik sahibi de. Asker de oldu, askerlerin saygı duyduğu bir kılıç ustası da. Köle de oldu, kölelere hükmeden bir soylu da.

Sayısız kez öldü, sayısız hayat yaşadı. Sayısız senaryodan geçti. Sonunda bu evrendeki tek özel varlığın kendisi olduğunu anladı.

Bütün anılarımla yeniden doğan tek kişi benim.

Bu gerçek onu korkunç bir yalnızlığa sürükledi. Bu yüzden yalnızlığına rağmen her hayatı son hayatıymış gibi yaşadı. Sanki bu "tek atımlık hayat" sahip olduğu her şeymiş gibi yaşadı. Başkalarına nasıl yaşadığını öğretti ama hayata her seferinde tek başına döndü.

Bir gün bir mesaj aldı.

[Büyük Zaman Çarkı'na yakalandın.]

[Reenkarnasyon döngün Zaman Çarkı'na bağlandı.]

[Takımyıldızı Mandalanın Koruyucusu kaderin için acıyor.]

[8612 Gezegen Sistemi'nin senaryolarına katılıyorsun.]

Nirvana bir adamla yüz yüze geldi.

Yoo Joonghyuk.

İlk kez kendisi gibi hayatını tekrarlayan birinin varlığını öğrendi. Tekrarlama yöntemleri farklıydı ama o da tıpkı kendisi gibi sonsuzluk çarkına bağlıydı.

Sen de benim gibisin.

Yalnızca bu bile Nirvana'ya baş döndürücü bir kurtuluş hissi verdi. Yoo Joonghyuk, bu engin evrende onu anlayabilecek tek varlıktı.

Geçmiş hayatımda başarısız oldum. Bu sefer farklı olacak.

Kurtuluş Tarikatı Lideri yaklaşırken seslendi: "Yoo Joonghyuk!"

Yoo Joonghyuk'un hoşnutsuzca geri adım attığını görmek Nirvana'nın gülümsemesini daha da genişletti. Büyük Zaman Çarkı'na yakalanıp Yoo Joonghyuk'un "zamanına" girdiği günden beri bu anı bekliyordu.

"Yoo Joonghyuk! Benimle Bir Ol!"

"Saçmalamayı kes ve seni öldürmeden defol."

Yoo Joonghyuk'un aksi tavrına rağmen Nirvana güldü. Homurdanıp surat asması bile sevimliydi.

"Benden nefret ediyormuş gibi davranabilirsin ama beni herkesten çok istediğini biliyorum. Gücüme ihtiyacın var!"

Nirvana geçen sefer Yoo Joonghyuk'un duygularını gözettiği için başarısız olmuştu. Bu sefer farklı olacaktı.

Bağırmaya devam etti: "Sana yardım edeceğim! Son başarısızlığını unuttun mu? Gerçek yoldaşın yalnızca ben olabilirim! Bu sonsuzluk çarkında seni anlayabilecek tek varlık—"

"Senin gibi birine ihtiyacım yok."

"Ne?" diye sordu Nirvana afallayarak.

Yoo Joonghyuk cevap vermeden önce yanına göz attı. "Zaten bir yoldaşım var."



RoS: Bölümün başındaki "güçlenmenim kölesi olmak" kısmı, roman felsefe odaklı bir roman olmadığı için elbette çok dokunulmayan bir konu olarak bırakılmış. Fakat, insanların hayatta kovaladıklarının aslında kovalanması için önüne atılmasına güzel bir dokunuş. Ne için kovaladığınız, neyi kovaladığınız ve nasıl kovaladığınıza kadar hepsi halk için modellenmiş ve bir pist misali insanların önüne sürülmüş. Bu koşu pistinden çıkmadığınız sürece, kurgulanmış başarılara ulaşabilirsiniz. Kimi zaman para, kimi zaman saygınlık veya nüfuz/güç gibi terimler kimi zaman ise duygular bu pistte ilgi çekmek için kullanılır.



Önceki Sonraki

Hata ve önerilerinizi Discord Sunucumuza katılarak paylaşabilir ve yeni bölümler yayınlandığında anında haberdar olabilirsiniz!

Topluluğa katıl, teorilerini paylaş ve yeniliklerden haberdar ol!

Discord'a Katıl!