Bölüm 569: 3. Sahne — Başkahraman[?] 6
Yeni genişlemiş içindekiler tablosunu tek tek inceledim. Ben bakarken bile bölüm sayısı bir arttı.
3. Sahne. Başkahraman[?] 6 +[21]
3. Sahne. Başkahraman[?] 5 +[24] …
2. Sahne. Yeniden Yazma 1 +[49]
1. Sahne. Tamamlanma Sonrası Dünya 2 +[41]
1. Sahne. Tamamlanma Sonrası Dünya 1 +[63]
Önsöz. Bu Bir Bildirim Değildir +[98]
Toplam 568 bölüm.
Ne haltlar dönmüş böyle?
Dikkatlice baktığımda etkinlik bonusu da varmış.
Düşününce, daha önce Yoo Joonghyuk'un doğum günü için bir yan hikâye yazdığımı hatırlıyordum.
Ama bunu bölüm olarak yüklemiş miydim?
Keşke bölümlerin içeriğini kontrol edebilseydim.
Bir süre tereddüt ettim ve son bölümdeki yorumları kontrol etmeye karar verdim.
[1 günlük ücretsiz hak düşülecek.]
[Sıraya bakılmaksızın bir yorum açılacak.]
Ücretsiz hak mı?
—Birinci.
Görebildiğim tek yorum sıralamanın ortasındaydı, geri kalanlar perdeyle örtülüydü.
Bu da nedir?
Çok önce yayımlanan bölümlerin yorumlarını iki kez kontrol ettim.
Dikkatlice bakınca 552. bölüme kadar olan tüm yorumlar görüntülenebiliyordu.
Problem, ondan sonraki bölümlerin yorumlarındaydı.
[553. bölüm sonrası her gün ücretsiz olarak en fazla üç yorum görüntülenebilir.]
[Şu anda iki günlük ücretsiz hak elinizde.]
[Ücretsiz haklarınız biterse, jeton kullanarak yorum görüntüleyebilirsiniz.]
[Yorum başına 3000 jeton düşülecek.]
Saçmalıktı.
Ek yorum başına 3000 jeton mu?
3000 jeton dediğin tüm servetim.
Önce ücretsiz hakkı kullanmaya karar verdim.
İlk olarak 553. bölümden başladım.
[1 günlük ücretsiz hak düşülecek.]
—Ne?
Adaletsiz hissettirdi.
556. bölüme tıkladım.
[1 günlük ücretsiz hak düşülecek.]
[Bugün size verilen tüm ücretsiz hakları kullandınız,]
—Vay be, demek yazar Cheon Inho'ya cisimleşmiş?
Şükür ki bu sefer bağlamı çıkarılabilen bir yorumdu.
Tahmin ettiğim gibi, ben cisimleştiğim için artık serileşmenin içeriği bu durum olmalıydı.
Ama kafam karışıktı.
Bunu kim yayınlıyordu be?
Biri benim yerime, benim adımla mı bu hikâyeyi yazıyor?
Bu bir romansa, düşüncelerim olduğu gibi mi yazılıyor?
「O zaman ben mi düşünüyorum, yoksa düşünülüyor muyum?」
Bilmiyorum.
Bu noktada hiçbir şey bilmiyorum.
"Hey."
Yemek dağıtımının ardından dinlenme sırasında Jung Heewon yanıma geldi.
"Yanınıza biraz oturabilir miyim?"
"Aa, evet."
Jung Heewon oturduğum banka oturdu ama bana fazla yaklaşmadı.
Daha önce dikkatim dağıldığı için hissetmedim ama yazdığım karakterin yanımda oturduğunu düşünmek tuhaf geliyordu.
Açıkça bu kişi bir karakter değildi.
Bana bakan beyaz cildi, uzun saçları ve derin gözleri hep gerçekti.
Şu anda Jung Heewon gerçekten önümde, varlığıyla bulunuyordu.
"Az önce için özür dilerim. Sein yanlış anlama olduğunu söyledi. Çok benzediğiniz biri varmış nefret ettiği..."
Benzediğim değil, o kişi benim aslında.
Cebimden bir kutu içecek çıkarıp uzattım.
"İster misiniz?"
"Aa, teşekkür ederim."
Yan yana oturup içeceklerimizi içtik. Boş raylara birlikte bakarken aklıma ana hikâye geldi.
Düşününce, Kim Dokja da Geumho İstasyonu'nda Jung Heewon'la oturup konuşmuştu.
Jung Heewon söyledi.
"Tren artık gelmeyecek, değil mi?"
Ne kadar beklesem de tren gelmeyecekti. Bir sonraki tren de, ondan sonraki tren de gelmeyecekti.
Yine de trenlerin çalışmaması insanların hemen öleceği anlamına gelmiyordu.
"Artık yürümeye alışmam gerekecek."
Jung Heewon bana bir bakış attı ve söyledi.
"Çok sakinsiniz Inho-ssi. Ben asla öyle olamam."
"Çünkü sık sık tuhaf şeyler hayal ederim, biliyor musunuz."
Jung Heewon 'tuhaf şeyler hayal etmek' sözlerine acı acı gülümsedi.
"İnanılmaz. Sein de benzer bir şey söylemişti."
Uzakta Kyung Sein, Dansu ahjussiye squat çekmeyi öğretiyordu.
Sırtın daha dik olmalı, dizler çok açılmamalı, bu dünyada hayatta kalmak için güçlü bir alt vücut gerek...
"Sein olmasaydı muhtemelen ölmüştüm."
Jung Heewon'a göre ilk senaryoda Kyung Sein'la aynı alana kapatılmıştı.
Aşağı yukarı bildiğim bir şeydi.
Kyung Sein, afallayan Jung Heewon için bir böcek yakalamıştı, böylece ikisi sağ kaldı.
"Şükür ki bir sürü böcek vardı herhâlde."
"Sadece bir tane böcek vardı."
"Ne?"
Düşününce, bizim alanımızda otomat makineleri vardı ama her alanda olmazdı.
Tabii ki böceklerin az olduğu alanlar da vardı.
"Böcekle hayatta kalan tek kişi bendim."
"Yani Sein-ssi..."
"Meşru müdafaaydı. Ve o kişinin ölürken bile söyleyecek bir şeyi yoktu."
Bunu söylerken Jung Heewon'un yüzü, bildiğim ORV'nin 'Yıkımın Yargıcı'na benziyordu.
Ama Kyung Sein bir adam mı öldürmüştü? Görünüşte buna pek inanmadım.
"Bu arada, Cheon Inho-ssi."
"Evet?"
"Acaba daha önce karşılaşmış mıydık?"
"Ne?"
"Demin söyledikleriniz."
Demin ne söylemiştim?
"Şey... hayır."
「Heewon-nim... seni seviyorum... gerçekten...」
Birden tüylerim diken diken oldu.
"Ah, o..."
Jung Heewon'un yanlış anlaması garip değildi.
"Boş verin gitsin."
"Olur."
"Evet."
Uzaklardan tuhaf bir bakış hissettim, Kyung Sein squat çekerken bu tarafa bakıyordu.
Jung Heewon rahatlamış bir iç çekti.
"İyi ki öyle. Aslında tuhaf biri olabileceğinizden endişeleniyordum."
"Bunun için endişelenmenize gerek yok."
Ji Eunyu bunu öğrenirse benimle dalga geçeceğinden korkuyorum.
Dünyada hangi yazar yarattığı karakterlere aşkını ilan eder ki?
Şiddetle inkâr eden bana, Jung Heewon yanağını kaşıyıp gülümsedi.
"Her neyse, bundan sonra iyi anlaşalım. Az önce insanlara yemek dağıttığınızı görünce biraz şaşırdım. Aklımın ucundan bile geçmemişti."
[Karakter 'Jung Heewon' size belli belirsiz bir güven duydu.]
Ancak o zaman Jung Heewon'un benimle neden konuştuğunu anladım.
[Bölgenin yarısından fazlası sizi lider olarak tanıdı.]
['Geumho İstasyonu'nu kazandınız.]
[Alt senaryonun ödülleri verilecek.]
[500 jeton alındı.]
[4. senaryoya kadar hayatta kalırsanız, alt senaryoyu tamamlamaktan ek avantajlar alacaksınız.]
[Takımyıldızı 'Sinsi Entrikacı' entrikanızın oldukça iyi olduğunu söyledi.]
Vay be, böyle bir ödül de mi varmış?
Cheon Inho ana hikâyede bunun tadını çıkaramadan hemen ölüyordu.
Kim Dokja'ya gerçekten iyi davranmalıyım.
Evet, Kim Dokja.
Gerçek Kim Dokja'yla buluşma zamanıydı.
"Hepiniz hazır mısınız?"
"Hıhı."
"Daha değil, biraz daha bekle."
Kyung Sein ve Dansu ahjussi her biri sapına bez sarılmış birer boru tutuyordu. Şimdilik geçici olarak kullanacağımız bir silahtı.
"Ama gerçekten Cheoldoo Çetesi'ni geride mi bırakacaksın? Onları böyle durumlarda kullanmak için bu çeteyi kurduğunu sanıyordum."
Yanılmıyordu.
Ancak Cheoldoo Çetesi yanımızdayken Kim Dokja ya da Yoo Joonghyuk'la karşılaşırsak daha zor bir durumla yüzleşirdik.
Kyung Sein anlamış gibi başını salladı.
"Eh, yanlış anlamak kolay. Ama öyle bakarsak asıl sorun Cheon Inho'nun varlığı."
"Eminim bir mazeretim olur."
"Ne diyeceksin?"
"Ben değil, Sein-ssi söyleyecek. Kim Dokja ya da Yoo Joonghyuk beni dinler mi sence?"
"Aa, demek öyle. Ümm... ne diyeyim ben? Konuşmakta iyi değilim. Şu an neredeler dersin?"
"Belki 'Dongho Köprüsü' senaryosu yeni bitmiştir."
ORV'nin ana hikâyesinde Kim Dokja ve grubu, Dongho Köprüsü kesildikten sonra ayrılmıştı.
"Kim Dokja hemen bir ihtiyozor tarafından yenmiş olur, o yüzden önce diğer üyelerle karşılaşma ihtimalimiz yüksek: Yoo Joonghyuk, Lee Hyunsung, Yoo Sangah, Lee Gilyoung..."
Sağduyuyla bakınca işin doğrusu buydu.
Tabii ki bu, senaryoların orijinaldeki gibi gelişeceği varsayımıyla.
"Han Myungoh'la karşılaşabilirsiniz."
Dansu ahjussi bu sözleri söyledi.
Ahjussi nihayet yola çıkmaya hazırlandığında başının üzerinde bir şey parıldadı. Takımyıldızı sponsorundan bir şey almış olmalıydı.
Şükür. En azından çok zayıf bir takımyıldızı değil.
[Takımyıldızı 'Sinsi Entrikacı' cisimleşen Lee Dansu'nun başarısını sabırsızlıkla bekliyor.]
Dansu ahjussi tuhaf biçimde endişeli bir yüze sahipti.
Aslında ben de endişeliyim.
Şu an elimizde olan, doğal olarak zayıf iki adam ve kaslı bir adamın ruhuna sahip bir kız.
"Acaba dövüş becerileriniz var mı? [Silah Eğitimi] gibi bir şey?"
Sorum üzerine Kyung Sein ve Dansu ahjussi aynı anda başlarını iki yana salladılar.
[Silah Eğitimi] ORV'nin en temel silah becerisidir.
Temellerimiz bile yoktu.
"Ama birkaç yer sıçanını alt edemez miyiz? Biraz tecrübem var."
Ben de buna katılıyordum.
Biz kimdik?
ORV'nin yazarı (Kyung Sein ve Dansu ahjussi henüz bunu bilmese de) ve tam ORV okurlarından oluşan bir parti değil miydik?
Sonuçta yazar, okur ve başkahraman birlikte sona ulaşmak için çalışırsa, yapamayacağımız hiçbir şey yoktur.
"Bu arada, romanı böyle konuşabiliyor muyuz? Takımyıldızları—"
"Sorun olmaz. ORV'de bile Hayatta Kalma Yolları'na dair her şey başlarda filtreleniyordu."
"Ama burada da aynı olduğunun garantisi yok—"
[Takımyıldızı 'Ayak Takımının Hükümdarı' neden bahsettiğinizi sordu.]
[Takımyıldızı 'Tuğla Evdeki Domuz' konuşmanın yanlış filtrelendiğinden yakındı.]
Kyung Sein hayranlıkla başını salladı.
"Vay be, gerçekmiş. Beklediğim ORV gibi."
Bu hakaret mi yoksa övgü mü?
Sormaya kalkmadım.
Doğruca Oksu İstasyonu'na giden tünele adım attık.
Zifiri karanlık tünelin karanlığı beni sardığında, gürültülü nefes alışverişimin birden farkına vardım.
Bir adım, iki adım.
Attığın her adımda bilekleri bir ürperti sarıyor. Gerçek tehlikeye maruz kalmanın hissi cilde yansıyordu.
Üçümüz de aynı şeyi düşünüyor gibiydik ama kimse içinden geçenleri ağzına almadı.
Sonunda ağzını ilk açan, kaslı birinin ruhuna sahip Kyung Sein'di.
"Dönsek mi sadece? Geumho İstasyonu'nda beklesek bile karşılaşırız. Onları aramaya çıkmamıza gerek var mı?"
"Bir aksilik olur diye onları toparlamak iyi olur."
"Önce gidelim, tehlikeli olacaksa hemen kaçarız."
Tabii ki kaçmayı planlamıyordum. Geleceğimizin güvenliği için bu sırada başkahramanla mutlaka temas kurmak en iyisiydi.
En kötü senaryo, Kim Dokja dahil diğer önemli karakterlerin ölmüş olmasıydı.
Ama hepsi ölmüş olsa bile, en az bir kişi sağ kalırdı.
Yoo Joonghyuk.
Hayatta Kalma Yolları'nın başkahramanı ve ORV'nin en güçlü cisimleşeni.
En kötü senaryo gerçekleşirse, biri Kim Dokja yerine Yoo Joonghyuk'la yüzleşip onu ikna etmeli, lafa getirip bu lanet senaryoların sonunu bir şekilde görmesini sağlamalıydı.
「Ama içimizden kim yapabilir bunu?」
Bir an düşüncelere daldım. Geri döndüğümde Kyung Sein ile Dansu ahjussi arasındaki konuşmayı duydum. İkisi birlikte squat çekerek epey yakınlaşmış görünüyordu.
"Siz de bir takımyıldızıyla sözleşme imzaladınız mı?"
"Evet."
"Kiminle imzaladınız?"
"Sinsi Entrikacı."
"Sinsi Entrikacı mı?"
"Evet. Ünlü bir takımyıldızı."
Konuşmaması için açıkça uyarmıştım ama ahjussi dayanamayıp gururla övündü.
Hatırlatmak gerekirse, Dansu ahjussi hâlâ ORV'nin güçlü takımyıldızı olan 'Gizemli Entrikacı'yla karıştırıyordu.
Ve şu an o...
"O takımyıldızı değil mi?"
Söz konusu takımyıldızının o olmadığını öğreniyordu.
"Romanı dikkatlice okumadın mı?"
Ahjussi şüphe dolu bir sesle sorduğunda Kyung Sein kaşlarını çatarak cevap verdi.
"Neden bahsediyorsunuz? Ben gayet dikkatlice okudum. Ayrıca Başkan Kim Dokja'nın hazırladığı 'ORV Ansiklopedisi'ni 10'dan fazla okudum. Şu sahneyi kaç kez gördünüz acaba?"
"Hangi sahne?"
"Boş verin, bahsettiğiniz takımyıldızı 'Gizemli Entrikacı'. Sinsi Entrikacı değil. Bunu nasıl karıştırırsınız?"
"Olamaz..."
Dansu ahjussinin gözbebekleri sanki deprem oluyormuşçasına titredi.
"Y-Yok, Jiyoon kesinlikle bu takımyıldızının en iyisi olduğunu söylemişti..."
"Ahjussi, bu Jiyoon her kimse onun yüzünden hapı yutmuşsunuz. Tuhaf bir takımyıldızına benziyor."
"Jiyoon, benim kızım."
Konuşmayı dinlemeye dalmışken birden Sinsi Entrikacı'nın mesajını duyamadığımı fark ettim.
Şimdiye kadar bir şey söylemen gerekirdi, kanalı mı terk ettin?
Birden huzursuzlandım. Bihyung'un kanalı bizim yüzümüzden gözden düşerse, önceden ayarladığımız Yayın Sözleşmesi anlaşması suya düşebilirdi.
'Bihyung. Orada mısın?'
Konuşmayı başlatmaya çalıştığımda bile cevap yoktu.
İletişimi kesmedin, değil mi?
[Çok az sayıda takımyıldızı 'Gizemli Entrikacı'nın kim olduğunu soruyor.]
Takımyıldızlarının hâlâ tepki verdiğini görünce kanalın berbat olmadığını anladım.
Yola devam etme ve karmaşık şeyleri sonra düşünme vakti.
"Biraz hızlanalım."
"Tamam."
"Öyle yapalım."
Ve bir dakika sonra.
"Herkes yavaşladı."
"Inho-ssi başa geçsin. Sen lidersin."
Bu parti, yazar ve okurlardan oluşan dolandırıcı bir parti değil, sadece korkaklardan oluşan bir partiydi.
Bu gidişle bütün gün yürüsek bile Oksu İstasyonu'na ulaşmak zorlardı sanırım.
"Hey, arkadaşlar."
Beklenmedik şekilde konuşan, bir süredir bir şeyler düşünen Dansu ahjussiydi.
"Sakıncası yoksa, yalnız keşfe çıksam daha iyi."
"Ne? Öyle yaparsanız ölürsünüz ahjussi. Sponsorunuz Gizemli Entrikacı değil."
"Biliyorum. Sponsorum Sinsi Entrikacı."
Niye bilmem ama o anda Dansu ahjussi tekrar zeki Kim Dokja gibi göründü.
"Bu yüzden yapabileceğimiz bir şey var."
Adam zemine sessizce dokunup bir şeyler mırıldandı.
Ve bir süre sonra zeminde onlarca hamamböceği toplandı.
"Aa, aman tanrım!"
Kyung Sein bana sarıldı. Böceklerden bir adım geri çekildim.
Ahjussinin yanında toplanan hamamböcekleri, ahjussiyle iletişim kuruyormuşçasına antenlerini oynattı ve kısa süre sonra sıra hâlinde Oksu İstasyonu'na doğru hareket etmeye başladı.
Kyung Sein elini sallayarak sordu.
"Ahjussi, o [Çeşitli İletişim] değil mi? O beceriyi nasıl öğrendiniz? Böcek koleksiyoncusu musunuz?"
Hatırladığım kadarıyla ana hikâyede o beceriye sahip sadece birkaç ana karakter vardı.
Adam alnındaki teri silip söyledi.
"Takımyıldızımdan aldım."
Takımyıldızından mı?
Sponsorunuz size o beceriyi mi vermişti?
[Takımyıldızı 'Sinsi Entrikacı' kanala tekrar girdi.]
[Takımyıldızı 'Sinsi Entrikacı' ne kadar geliştiğinizi görüp şaşırdı.]
Bir anda kafamdan bir fikir geçti.
[Takımyıldızı 'Sinsi Entrikacı' hamamböceklerine mutlu mutlu gülümsedi.]
Hadi ama, sakın...
Olamaz, değil mi?
RoS: Kim bu çakma takımyıldızı???