title mobile

Bölüm 567: 3. Sahne — Başkahraman[?] 4

Bilmeye değer her insanın bildiği değişmez bir kanun vardı.

「Gözleri kapalı bir adam, gözlerini açtığında güçlenir.」

İki gözümü de zorladım. Yavaş yavaş gözlerim açıldı.

「Ben Yoo Joonghyuk'um.」

['Kışkırtma' etkisini gösterdi.]

Çok geçmeden tuhaf düşünceler kafamda dolaşmaya başladı.

Acaba... gerçekten Yoo Joonghyuk olmasam mı?

['Kışkırtma'nın etkisi azamiye çıktı.]

Yapacağım her şeyden birden şüpheye düştüm. Sebebini bilmesem de Kim Dokja'yı bulup öldürmek istiyordum.

「Hayır, o kadar da Yoo Joonghyuk değil.」

['Kışkırtma'nın etkisi ayarlandı.]

Yoo Joonghyuk olmuştum.

Açılan gözlerimle yüzleşen Bang Cheolsoo gözlerini kocaman açmıştı.

"Bu kadar blöfün işe yarayacağını mı sandın?"

Sesim olsa da birden serinkanlı geldi kulağıma.

Yoo Joonghyuk olmak böyle hissettiriyormuş demek.

Bang Cheolsoo'nun [Blöf]'ü kılıma bile dokunmadı.

[Takımyıldızı 'Ayak Takımının Hükümdarı' sizden tuhaf biçimde dehşete kapıldı.]

[Takımyıldızı 'Sinsi Entrikacı' sanki gücenmiş gibi size baktı.]

[Takımyıldızlar size garip gözlerle bakıyor.]

Takımyıldızlar bile şaşırdığına göre bayağı etkili olmuştu galiba.

[Blöf] tutmayınca Bang Cheolsoo gözle görülür şekilde bozuldu ve muştalı yumruğunu sıktı.

[Karakter 'Bang Cheolsoo' 'Tehdit'i kullandı.]

['Tehdit' bilinmeyen sebeplerle başarısız oldu.]

Şimdiden alnında soğuk ter belirmişti.

"Sen güçlü kanaatleri olan bir adamsın."

[Bilge Okuyucunun Bakış Açısı] olmasa bile yüreğini açıkça okuyabiliyordum.

「Bir hata yaparsam her şey biter.」

Burada bitirsem mi acaba.

Bu heriflerin hepsini öldürmek kolaylığım için.

Dikkatli baksam bile burada başka cisimleşen yok galiba.

Ama nedense bu fikir hoşuma gitmiyordu.

Konuşarak halletmeye çalıştım.

"Lee Cheoldoo, 'Hayatını boş yere ziyan etme,' demişti."

"Sen nasıl—"

"Cheoldoo'dan hakkınızda çok şey duydum."

Bunu söylediğimde Dansu ahjussi şaşkın bir yüzle bana baktı.

Bang Cheolsoo'nun kafası karışmış gibi görünüyordu.

"Sen..."

"Geumho İstasyonu'na onunla geldim. Beni size tanıştıracağını söylemişti."

"Çş, Cheoldoo hyung'dan ben böyle bir şey duymadım."

"Lee Cheoldoo bu tür şeyleri ne zamandan beri sana tek tek bildiriyormuş?"

"Cheoldoo hyungnim... nerede?"

Bang Cheolsoo'nun sözleri birden kibarlaştı. Sallandığının kanıtıydı.

Cevap vermek yerine, gösterişli bir biçimde sola baktım. Orada Lee Cheoldoo'nun başsız bedeni yatıyordu.

"Başın sağ olsun."

Bang Cheolsoo sendeleyerek Lee Cheoldoo'nun cesedine doğru yürüdü.

"Ona yakışan bir son oldu. Savaşırken öldü."

"Kiminle—" "İntikamımı aldım."

Bakışlarımın ucunda Hayat Kilisesi liderinin cesedi seriliydi.

[Takımyıldızı 'Ayak Takımının Hükümdarı' hikâyenizi ilgiyle izledi.]

[Takımyıldızı 'Ayak Takımının Hükümdarı' korkusuz noir tarzına vuruldu.]

Lee Cheoldoo'ya boş gözlerle bakan Bang Cheolsoo dudaklarını sıkıca ısırdı.

"Buna nasıl inanayım?"

"İnanıp inanmamak sana kalmış."

"Belki de Cheoldoo hyungnim'i sen öldürdün...!"

"Gerçekten öyle düşünüyorsan hemen hesabımı sor."

Bang Cheolsoo gözleri kanlanmış halde doğrulup bana baktı.

Ama bu, motive birinin hareketine benzemiyordu.

[Karakter 'Bang Cheolsoo' size bakıyor.]

[Karakter 'Bang Cheolsoo' beklenmedik bir şey yapmak istiyor.]

[Özel beceri '☐☐'nin etkinleşme koşulları sağlandı.]

Anladım.

Bu becerinin koşulları hakkında biraz fikir edinmiş gibiyim artık.

[Özel beceri '☐☐' etkinleşti.]

Çevredeki manzara renksizleşti, insanlar yavaşlamaya başladı.

Havada süzülen sözcüklere baktığımda yazı zamanının yine geldiğini fark ettim.

[Karakter 'Bang Cheolsoo'nun niteliği ortaya çıkmak açmak üzere.]

[Karakterin niteliğine müdahale edebilirsiniz.]

[Karakterin potansiyeli o kadar düşük ki tek bir değişiklik niteliğini iyileştirmeye yetmez.]

Bang Cheolsoo, Kim Chulyang gibi olamaz mı?

Hayat Kilisesi'nin lideri Kim Chulyang aslen On Kötü'den biriydi ve 'Sinmiş Şahıs' niteliğine sahipti.

Bang Cheolsoo ise sadece sıradan biriydi.

Ama sistem öyle deyince merak ettim.

Belki yazarın hatasıdır.

<Yıldız Yayıncılığı>'nda sıradan bir ekstra kötü adam ne kadar değişebilir ki?

# Bang Cheolsoo'nun Özünün Değişimi

<&>「Cheoldoo Çetesi saldırı kaptanı Bang Cheolsoo☐☐☐☐☐☐☐☐☐☐☐☐☐☐☐☐☐☐☐☐☐☐☐☐☐☐☐☐☐☐☐☐☐☐☐☐☐☐☐☐☐☐☐☐☐☐☐☐☐☐☐☐☐☐☐☐」

* Yetkinliğe bağlı olarak şu anda toplam 160 karakterlik ek açıklama yazılabilir.

160 karakter.

Geçen seferden 10 karakter daha fazla yazabiliyordum.

[Kar Diyarı'nda toplam 3 dakika kalabilirsiniz.]

Geçen seferden kesinlikle daha iyi durumdaydım.

Çünkü bu beceriyi biraz daha öğrenmiştim.

Her şeyden önce, bu beceri 'saçma seviyede' değişimleri canlandıramıyordu.

Mesela karakterin önceki bir hayatta dövüş sanatları ustası olduğunu birden hatırlayıp sadık tebaam olmasını canlandırmak imkânsızdı.

Ayrıca karakterin arzularıyla örtüşen davranışları betimlerken canlandırma başarı oranı artıyordu.

Daha önce aldığım mesaja bakılırsa, olasılık biriktirebilirsem daha büyük değişimlere sebep olabilirdim.

[Mevcut birikmiş olasılık: 10]

[Ek olasılık ekleyerek canlandırma başarı oranını artırabilirsiniz.]

Bu olasılıkla büyük bir fark yaratmak zor.

Şimdilik yazmaya bakalım.

160 karakter civarındaki cümlelere içimi de yüreğimi de döktüm.

[Bu, makul bir açıklama.]

[Bu açıklamanın canlandırma başarı oranı %88.]

[Size tahsis edilen olasılık yeterli.]

[Okur geri bildirimini görmek ister misiniz?]

Düşününce, böyle bir işlev de varmış.

rlaehrwk37 falan diye bir herif cevap veriyor.

Gerçekten okur mu bu?

Peki 37 sayısı niye?

'Onayla.'

rlaehrwk37: Bang Cheolsoo'nun çamaşır makinesinin sesini duyabiliyorum.

rlaehrwk61: Eh, daha o kadar da kötü bir adam değil aslında.

Kim Dokja sayısı bir mi arttı?

Yine de tepkiler ciddi sorun yaratacak gibi görünmüyordu.

[Sahne başarıyla canlandırıldı.]

[Kar Diyarı'ndan ayrılıyorsunuz.]

Havada gezinen sözcükler yok oldu, hikâye yeniden başladı.

Nefes alıp sözcükleri tükürdüm.

"Sıkıcı bir hayat değil mi... sence de?"

「Bang Cheolsoo bunu boş gözlerle dinledi.」

"..."

「Cheoldoo Çetesi saldırı kaptanı Bang Cheolsoo. En başından beri bu dünyaya karşı umutsuzluk içindeydi. Senaryolar başlamadan çok önce, dünyası harap durumdaydı.」

Ekstraların kendi hikâyeleri vardır. Ne kadar silik ve sıradan olsalar da.

"Ne zamana kadar Cheoldoo saldırı kaptanı olarak yaşayacaksın?"

"Ne? Ne biliyorsun ki sen—"

"Artık dünya değişti. Hep nefret ettiğin dünya değil bu. Senin gibi biri için, geçmişi temizlemek için bir fırsat var."

"..."

"Seç. Beni mi takip edeceksin, yoksa böyle zavallı bir hayatta yaşamaya devam mı edeceksin?"

Bang Cheolsoo'nun gözleri hafifçe titredi.

1863 regresyon.

Hayatta Kalma Yolları'nda Yoo Joonghyuk'un hikâyesi tekrarlanırken, Bang Cheolsoo hep Cheoldoo Çetesi saldırı timinin liderliğini yapmıştı.

Saldırı kaptanı olarak yaşamış, saldırı kaptanı olarak ölmüştü.

Hayatın değeri ya da insan onuru üzerine düşünme imkanı kendisine tanınmamıştı.

Islah edilmeyecekti. Hor görülecek, başkahramanı parlatan bir kupa olacaktı.

İşte yazdığım bu cümle, 「Hâlâ seçim yapma yeteneğine sahibim.」

İmal edilmiş o kötü adama tanınmış bir olasılıktı.

「O adam benim gerekçem olabilir mi?」

Kararını veren Bang Cheolsoo doğrulup şöyle dedi.

"Bunu bana kanıtla."

Bang Cheolsoo yumruğunu sıkıp koşarak geldi. Sanki bütün hayatını ortaya atıyormuş gibi çaresiz bir hamle.

Ama savrulan yumruk samimi değildi.

Onun seçimi buydu.

Şak!

Koşan adamın yüzüne hafif bir yumruk attım.

Bang Cheolsoo abartılı biçimde haykırdı ve yere yığıldı.

O kadar sert vurmadım ama akıllı bir herifti.

"Hyu, hyungnim!"

Şaşkın Cheoldoo Çetesi öfkeyle borularını bana doğru kaldırınca Bang Cheolsoo burnunu silip sol elini havaya kaldırdı.

"Durun."

Yumruk onu yerine bağlamış gibi uzun süre bana baktı, sonra ağzını açtı.

"Cheoldoo hyungnim öldüğüne göre, Cheoldoo Çetesi'nin geçici lideri benim. Kimi takip edeceğime de ben karar veririm. İtirazı olan?"

"Y-Yok hyungnim."

「Neden? Bang Cheolsoo ilk kez kendini bir 'ekstra' değil, yardımcı karakter gibi hissetti.」

Şimdiye kadar birkaç satırlık ömrü olan bir ekstraydı. Yazar 'öl' derse ölürdü, 'sağ kal' derse sağ kalırdı.

Ama bugün, kendi hayal gücüyle geleceği düşünmüştü.

[Karakter 'Bang Cheolsoo' size belli belirsiz bir güven duydu.]

[Karakter 'Bang Cheolsoo' hafif bir evrim emaresi gösterdi.]

Bang Cheolsoo bana doğru uzanıp sordu.

"Adınız ne?"

Bang Cheolsoo'ya cevap verdim.

"Cheon Inho."



[Takımyıldızı 'Altın Başlığın Esiri' karşılaşmanızı ilginç buldu.]

[Takımyıldızı 'Ayak Takımının Hükümdarı' kendisine sergilediğiniz tutkulu noir karşısında etkilendi.]

Ana hikâyede de Ayak Takımının Hükümdarı böyleydi. Sponsor olduğu cisimleşen tarafımdan tabi kılınmış olsa bile, hâlâ saçmalıyordu.

[Takımyıldızı 'Ayak Takımının Hükümdarı' cisimleşeninin pek incinmediği için üzüldü.]

Önümde yürüyen Bang Cheolsoo'nun ensesine bir göz atıp bir tane indirdim.

"Niye yaptınız bunu?"

"Böcek vardı."

[Takımyıldızı 'Ayak Takımının Hükümdarı' size 100 jeton sponsor oldu.]

Bang Cheolsoo bana acılı gözlerle bakıp önümden iki adım önde yürüyerek bana yol göstermeye başladı.

"Şu tarafta toplanan insanlar olacak."

[Geumho İstasyonu'nda sizi destekleyen toplam 11 kişi var.]

10 Cheoldoo Çetesi üyesini kazanmıştık.

Böyle gidersek hiç fena değildi.

Tam o sırada yanımda yürüyen Dansu ahjussi temkinli biçimde sordu.

"Aslında Cheon Inho değilsiniz, değil mi?"

Sırıtarak cevap verdim.

"Cheon Inho, değil mi? Şimdilik."

Dansu ahjussi şakama hafifçe iç çekerek rahatladı.

Adam, önümüzde yürüyen iki Cheoldoo Çetesi üyesine bakarak alçak sesle sordu.

"Bunlarla işler yolunda gider mi? Bu adamların kim olduğunu biliyorsunuz."

"Az önce herkesi ölüme mi terk edeceğimi sormuştunuz."

"Ama bu herifler..."

Ahjussinin düşüncelerini anlıyordum.

Cheoldoo Çetesi'nin nasıl insanlardan oluştuğunu iyi biliyordum. Bunlar, ileride iğrenç suçlar işleyecek insanlardı.

Bu herifleri kurtarma sebebim basitti.

「Aynı şekilde yazacaksan, baştan yazmanın anlamı yok.」

"Onları sadece kullanıyorum. Geumho İstasyonu'ndaki gereksiz karışıklıkları azaltmak için onları çabucak toparlamamız gerekiyor. Nihayetinde düşman olacaklarsa onlarla savaşmaktansa kontrol altında tutmak daha kolay."

"Çoktan yapmışsınız da..."

Dansu ahjussinin anlayışla başını sallayışını görünce bir okur yorumu hatırladım.

—Yani Yoo Joonghyuk her regrese olduğunda Geumho İstasyonu'nda dövülerek mi öldürülmüş?

Biraz somurtmuş görünen Bang Cheolsoo'nun ensesine baktım ve başımı iki yana salladım.

Yeter. Şu an böyle karmaşık şeyler düşünmenin sırası değil.

Kim Dokja ve diğer önemli karakterler ilk senaryodan sağ çıktılarsa kesinlikle Geumho İstasyonu'na gelirlerdi.

Kim Dokja ana hikâyedeki gibi bir ihtiyozor tarafından yenirse, buraya ilk Yoo Joonghyuk ve ekibi gelirdi.

Onun gözüne girmek için Cheoldoo Çetesi'ni Geumho İstasyonu'nda gönüllü muhafızlara dönüştürmek şarttı.

Bang Cheolsoo durdu.

"Geldik."

İlk senaryonun sağ kalanları istasyonun merdiven boşluğunda toplanmıştı.

Derin bir nefes alıp yüzlerini tek tek inceledim.

İşte 'Islah Projem'in devreye girdiği yer.

ORV'nin ana hikâyesinde Cheon Inho rezil bir kışkırtıcı kötü adam olsa da, burada düzgün bir insan olarak yeniden doğmalıydı.

Tamam, kararımı verdim. Şimdilik Geumho İstasyonu'nu ele geçireceğim.

Sonra Yoo Joonghyuk'un astı olacağım.

Ve Yoo Joonghyuk yeterince güneş balığına döndüğünde Kim Dokja'nın astı olacağım.

"Tamam mı unni? Sözlerine dikkat et."

Bir yerden gelen sese refleksle döndüm. Ve orada çok tanıdık bir yüz buldum.

Sahiden de.

Geumho İstasyonu'nda bu karakter de vardı.

Ama karşılaşacağım <Kim Dokja Şirketi> üyelerinden ilkinin o olacağını bilmiyordum.

Sevinçle ona doğru koştum.

Kurtuluşun İblis Kralı Kim Dokja'nın ilk kılıcı, <Kim Dokja Şirketi>'nin koruyucusu.

Romanın en güçlü karakterlerinden biri, Başmelek Uriel'in sponsor olduğu kişi.

'Yıkımın Yargıcı' Jung Heewon.

"Merhaba!"

"Aa, evet... merhaba."

Jung Heewon selamımı hafif bir gülümsemeyle karşıladı.

İlk senaryoyu yeni bitirdiği halde böyle gülümseyebilmesi için çelik gibi sinirleri olmalıydı.

"Hangi bölgedensiniz?"

"Aa, biz 3-4'tenmişiz."

"Orada da benzer bir şey mi yaşandı?"

"Evet."

Jung Heewon, kana bulanmış cildime bakıp bana hafif kuşkulu bir ifade attı.

Dansu ahjussi tam zamanında yanıma yaklaştı.

"Bu arkadaşla ben kimseyi öldürmedik. Başka bir yaratık öldürdük."

"Aa, sahi mi? Aslında ben de..."

Jung Heewon bir şey daha söyleyecekken sustu, etrafa kaçamak bir bakış attı.

Ama bir şeyin ters olduğunu hissettim.

「Jung Heewon kimseyi öldürmedi mi?」

Bu olamazdı. Ana hikâyede Jung Heewon senaryoyu normal şekilde geçmiş olmalıydı.

Bu nasıl—

"Şey, adınız ne? Benim adım Jung Heewon."

"Cheon Inho."

Adımı duyduğu anda Jung Heewon'un yüzü her nedense katılaştı.

Beni soğuk gözlerle süzen Jung Heewon'a bakarken birden bir şey hatırladım.

ORV'nin ana hikâyesinde Cheon Inho, Geumho İstasyonu'nda Jung Heewon tarafından doğranarak öldürülüyordu.

Sırtımdan aşağı bir ürperti indi, benden birkaç adım uzakta duran Jung Heewon birine seslendi.

"Dediğin gibi geldi."

"Şimdiden mi? Nerede?"

"Şu adam. Ama gerçekten o mu?"

"Vay be, tipi tam tamına. Anlamadın mı?"

"Şey, ben emin değilim."

Dikkatli bakınca Jung Heewon'un yanında ondan biraz daha kısa boylu bir kız gördüm.

"Kendine gel unni. Ona güvenemezsin. Daha demin onun için sana ne demiştim? Söyle bakalım."

Jung Heewon başını sallayıp yanıt verdi.

"Kötü adam. Lime lime edilmesi gereken adam. Cehennem ateşinde yanacak adam."

Bunu da nereden duymuş bunlar?



RoS: Cheon Inho'yu öldürmeyin lütfennn

Önceki Sonraki

Hata ve önerilerinizi Discord Sunucumuza katılarak paylaşabilir ve yeni bölümler yayınlandığında anında haberdar olabilirsiniz!

Topluluğa katıl, teorilerini paylaş ve yeniliklerden haberdar ol!

Discord'a Katıl!