title mobile

Bölüm 564: 3. Sahne — Başkahraman[?] 1

「Madem 'öldür' diyor, bu bizzat birini benim öldürmem gerektiği anlamına mı geliyor?」

ORV'de yer almasa da, ORV'nin içindeki eser olan TWSA'da intiharı kullanarak senaryoyu geçen bir cisimleşen vardı.

'Parmak Şıklatıcısı', Christina Page.

Eskiden FBI'da çalışan adli hipnoz uzmanıydı; ilk 'öldürme'si, yanındaki bir suçlunun beyinini yıkayıp intihar ettirmesiyle kayda geçmişti.

'Kışkırtma katliamı.'

Benim cinayet işlemiş sayılma biçimim de buna benziyordu.

Yanlış bilgiye inanmayı seçen insanlar sonunda kendi 'ölüm yöntemlerini' seçmiş, ben de o toplu intiharın sebebi olduğum için 'dolaylı cinayet' işlemiş sayılmıştım.

Ne kadar düşünsem de böyle bir cinayetin gerçekten mümkün olup olmadığını kestiremiyordum, ama olmuştu.

[Şu anda cisimleştiğiniz kişi 'Kışkırtıcı Cheon Inho'.]

Belki de bu herife cisimleştiğim için mümkündü.

[Cisimleştiğiniz hedefle senkronizasyon oranı şu anda çok yüksek.]

[Cisimleştiğiniz hedefin bazı nitelikleri devre dışı kaldı.]

Kana bulanmış ellerime bakarken ne yaptığımı yavaş yavaş idrak ettim.

Cheon Inho'ya cisimleşmeseydim Geumho İstasyonu'ndakiler yine de böyle bir sonla mı karşılaşırlardı?

「Ama ne olursa olsun, Cheon Inho onları yine aynı şekilde öldürmez miydi?」

O zaman onları öldüren kişi yazar Lee Hakhyun muydu, karakter Cheon Inho mu?

Bu dünyada ben, adam öldürmüş bir katil miydim; yoksa o karakterlerin ölümünü yazan bir yazar mıydım?

Derin derin nefes alıp verirken karman çorman olmuş düşüncelerim hızla yatıştı.

[Özel niteliğiniz etkisini gösterdi.]

Ahlaki ikilemlerle oyalanmanın sırası değildi.

Gelecekte Hayat Kilisesi'nin lideri Kim Chulyang gibi insanlarla daha birkaç kez karşılaşacaktım.

Bu dünyada insan öldürerek hayatta kalmam gerekiyordu.

[Beklenmedik bir senaryo incelemesi nedeniyle ödül tahsilatı gecikti. Lütfen bekleyin.]

En azından bu dünyanın sırlarını çözene kadar.

[Takımyıldızı 'Ayak Takımının Hükümdarı' ilgi gösterdi.]

[Mutlak Kötü safındaki takımyıldızları ilgi gösterdi.]

[Çok az sayıdaki takımyıldızı adınızı merak etti.]

Takımyıldızı mesajları gerçekten yağmaya başlayınca bütün dikkatim dağıldı.

[Mutlak Kötü safındaki takımyıldızları sponsor oldu.]

[300 jeton sponsor olundu.]

'Mutlak Kötü' takımyıldızlarının ilgisi.

Kışkırtma katliamımı kötü yönden yorumlamış gibiydiler.

Bu kötü işaretti.

Bu gidişle 'Mutlak İyi' safından sponsor almak zorlaşacaktı.

[Mutlak İyi safındaki takımyıldızlar bölgedeki trajedi karşısında şoke oldu.]

[Mutlak İyi safındaki takımyıldızlar kahramanlığınızdan etkilendi!]

Ne?

[Mutlak İyi safındaki takımyıldızlar herkesi kurtarma niyetinizi takdir etti.]

[300 jeton sponsor olundu.]

[Mutlak Kötü safındaki takımyıldızlar ne anlattıklarını sorup söylendi.]

Her şeyi kafalarına göre yorumluyorlar galiba.

"Hey... iyi misiniz?"

Başımı çevirdiğimde endişeli görünen okur ahjussiyi gördüm.

"İyiyim. Ya siz?"

"Ben de iyiyim. Sanırım sorun yok."

Okur ahjussi hâlâ bembeyazdı. Aslında bu durumda akıl sağlığını koruyabilmesi tuhaf olurdu.

Başımı eğdim.

"Az önce için teşekkür ederim. Hayatımı kurtardınız."

Açık konuşmak gerekirse bu sponsorluklar bana değil, bu ahjussiye gitmeliydi.

Beni kurtarmak için Lee Cheoldoo'ya karşı savaşan kişi oydu; üstelik apaçık Kim Dokja seviyesinde bir fizik gücüyle.

[Mutlak İyi safındaki takımyıldızları ışıldadı.]

Ama ahjussi mahcup görünüyordu.

"Hayır. Asıl ben size borçluyum. Böcekleri kurtarmasaydınız ben de orada yatıyor olurdum. Ama... mikroplar sizde işe yaradı mı?"

Bu ahjussi Geumho İstasyonu'ndakileri 'öldürdüğümü' henüz bilmiyordu.

Bir an dürüstçe söylemeyi düşündüm ama bunu söylememek daha iyiydi.

"Ben de bilmiyorum. Mikropları hepimiz beraber öldürdük..."

"Belki sadece sizin mikroplarınız öldü? Bunun nasıl mümkün olduğunu bilmiyorum ama..."

Ahjussi de bundan başka bir açıklama olmadığına kanaat getirmiş gibiydi. Ona cevap vermek yerine cesetlere baktım.

Sessizliğimi yanlış anlayan ahjussi hemen ekledi.

"Bu sizin suçunuz değil. Elinizden geleni yaptınız."

Okur ahjussi bana küçük bir iç çekiş ve kederli bir ifadeyle baktı, ardından yeniden ölülere dönüp alçak sesle mırıldandı.

"Açık konuşmak gerekirse... pek iyi insanlara benzemiyorlardı."

Masum bir orta yaşlı adamı kandırmaya çalıştığım için içim rahat değildi ama yine de gerçeği söylemektense bunun daha iyi olduğuna inanıyordum.

[Takımyıldızı 'Haylazlık Lordu' kötücüllüğünüze hayran kaldı.]

[Takımyıldızı 'Dipsiz Küpe Su Döken Hanımefendi' yüreğinizden etkilendi.]

Neyse, bu adamın cisimleştiği beden nasıl bir karakterdi?

Yüzü tanıdık gelmediğine göre kesin ekstra biriydi.

Düşününce, bunu öğrenebileceğim bir becerim vardı.

[Karakter Listesi bu kişi için kullanılamıyor.]

[Bu kişi bir 'karakter' ama 'kurgusal karakter' değil.]

Demek durum buydu.

Beden bir karaktere aitti ama ruh değil.

[Özel beceri etkinleşti.]

Tam o sırada tuhaf bir mesaj belirdi.

[Özel beceri, 'Okur Yorumları Listesi' etkinleşti!]

Okur Yorumları Listesi mi?

[Bu kişi için 'Okur Yorumları Listesi'ni kullanmak istiyor musunuz?]

Deneme amaçlı başımı salladım.

[Okurun profil bilgileri kontrol ediliyor.]

ID: wldbsdldkQk80 Platform: Textpia

Toplam yorum sayısı: 32 Okur Seviyesi: 16

*Okurun yazdığı yorumları görmek için jeton kullanabilirsiniz.

*Şu anda üç yorum ücretsiz görüntülenebilir.

Yok artık, böyle bir şeyi de görebiliyor muyum?

Kederli görünen ahjussinin profiline baktım.

Bir tanesine mi baksam?

Jiyoon, yine odanda roman mı okuyorsun?

- (Kıyamette Hayatta Kalmanın Üç Yolu, Bölüm 1)

Ahjussinin ilk yorumu anında karşıma çıktı.

Kızıyla ilgili anlattıkları gerçekten doğru olmalıydı.

Bir tane daha bakalım bari.

Jiyoon, kapıyı aç. Okuduğunu biliyorum.

- (Kıyamette Hayatta Kalmanın Üç Yolu, Bölüm 7)

Bu adamın ORV'yi nasıl okumaya başladığını galiba anlıyordum.

Nasıl olsa ikisine baktım, kalanına da göz atayım.

Sonraki bölüm için nasıl ödeme yapabilirim?

- (Kıyamette Hayatta Kalmanın Üç Yolu, Bölüm 25)

[Ek yorumları görmek için jeton ödeyin.]

Bir şekilde bu ahjussiye güvenebileceğimi hissettim.

Biraz mahcup hissederek elimi uzattım.

"En iyisi tanışalım mı?"

"Olur."

"Benim adım Cheon Inho."

Sözlerimi duyunca ihtiyarın afalladığını gördüm.

Kendi yüzümü işaret edip hafifçe gülümsedim.

"Bu bedenin adı."

"Aa, anladım. Sanki bu adı bir yerden duymuştum..."

Demek Cheon Inho gerçekten de tanınmayacak hâldeydi.

"Daha en baştan kötü adam. Geumho İstasyonu'nda çıkıyor."

"Aa...!"

"Evet, doğru. Kötü adam olan."

Üstelik 'lime lime edilmesi gereken herif' ya da 'cehennem ateşinde yanacak adam' gibi lakapları da vardı ama bunları söylemedim.

Çünkü ahjussinin yüzü şimdiden bembeyaz kesilmişti.

"Peki, bundan sonra ne yapacaksınız?"

"Roman daha çok başında. Yeni bir hayata başlamak için hâlâ vakit vardır, değil mi? Peki ya siz? Siz kimsiniz?"

"Bendeyse Lee Dansu... öyle yazıyor."

Demek ahjussinin cisimleştiği kişinin adı buydu.

Lee Dansu.

Adı bende hiçbir çağrışım uyandırmadı.

Bu arada, cisimleştiğin bedenin adını biliyorsan kendi karakter pencereni görebiliyor musun?

"Ama niteliklerimle becerilerime bakılırsa..."

"Bir dakika. Öyle şeyleri ulu orta söylemeyin."

"Ha? Aa, doğru ya."

Adam bunu ancak o an hatırlamış gibi sonradan ayıldı.

"Aynen Kim Dokja gibi konuşuyorsunuz. Heh heh."

"Evet... o romanı sonuna kadar okudunuz mu?"

"Okudum."

Teknik olarak okumadım. Yazdım.

"O zaman bizim gibi o romanı okuyan herkes..."

O an ahjussinin ne düşündüğünü anladım.

"Çok dert etmeyin. Herkes bizim gibi sağ kalmıştır."

Özellikle de kızınız.

Ders çalışmak yerine ORV'yi öyle düzenli okuduğuna göre bundan yüzde yüz emindim.

Ahjussi güçsüzce gülümsedi.

"Teşekkür ederim."

"Madem öyle, bundan sonra birbirimize az önce söylediğimiz isimlerle hitap edelim mi?"

"Olur."

Ahjussi biraz rahatlamış bir ifadeyle başını salladı.

En sevdiğimiz karakterler üzerine tek kelime konuşmamıştık ama nasıl olduysa aramızda yine de inandırıcı bir bağ oluşmuş gibiydi.

Ama yoldaşlığı daha da sağlamlaştıracak vaktimiz kalmamıştı.

[Geumho İstasyonu 3-4 bölgesi sağ kalanları: Cheon Inho, Lee Dansu. Toplam iki kişi.]

Az önce durmuş olan sistem mesajları yeniden duyulmaya başladı.

[Senaryo alanındaki sağ kalanlara ek ödül verilecek.]

[200 jeton ödül olarak verildi.]

Hemen ardından havada bir dokkaebi belirdi. Emin değilim ama, ilk senaryodaki bu mesele galiba sonunda çözülmüştü.

[Bu çok tuhaf. Sıradışı pek çok bölge vardı ama senaryoyu böyle çözen hiç çıkmamıştı... <Yıldız Yayıncılığı>'nın yönetmenlik sistemini böyle kullanabileceğimizi hiç düşünmemiştim...]

Dokkaebi Bihyung uzun uzun söylenerek bana baktı, sonra da gülümseyerek devam etti.

[Her neyse, tebrikler! İlk senaryoyu geçmeyi başardınız.]

Bihyung'un şimdi ne söyleyeceğini ben zaten biliyordum. Belki yanımdaki adam da biliyordu.

[Hey hey, bu kadar çileyi atlattıktan sonra bir ödül olmalı, değil mi? İlk senaryonun ödülü olarak takımyıldızlarından sponsorluk almaya hak kazandınız. Vay canına! Nasıl? Heyecanlanmadınız mı?]

Nihayet ORV'nin ilk kilit olayı olan <Sponsor Seçimi> başlayacaktı.

Bihyung başını yana eğdi.

[Hmm, bu da tuhaf. Ne şaşırdınız ne afalladınız...]

Tabii ya. Ben zaten biliyordum.

Aynı satırı yüz kereden fazla düzeltmek zorunda kalsaydın sen de benim gibi olurdun.

[Kendinde misin? Şu anda ne kadar güçsüz olduğunu bilmiyorsun. Senaryolar böyle devam ederse...]

Tek bir yer sıçanını bile öldüremem.

Biliyorum.

Bihyung, benim esneyişimi görünce şaşkın bir yüzle konuşmasını sürdürdü ama takımyıldızlarının acımasız laflarını duyduktan sonra sustu.

[Çok az sayıdaki takımyıldızı Bihyung'un açıklamasından bıktı.]

[Takımyıldızı 'Ayak Takımının Hükümdarı' başlamaya hazır!]

Bir baktım, keyfi yerine gelen Bihyung'un üzerinde yıldızlar pırıldıyordu.

Bu <Sponsor Seçimi> için tam olarak kaç takımyıldızı toplanmıştı böyle?

Hikâyenin daha en başında olduğumuz için bu kadar çok takımyıldızının gelmesini beklemiyordum.

Sun Wukong ya da Uriel gibi anlatı seviyesindeki takımyıldızlarının Kim Dokja gibilerine görünmesi mümkündü ama bunun sebebi onun başkahraman olmasıydı.

Bana en fazla 'Ayak Takımının Hükümdarı' gibileri düşerdi.

Pek umutlu değildim.

Gerçekten de fazla bir beklentim yoktu.

Ama yine de...

Sun Wukong olmaz belki ama...

Anlatı seviyesinde bir takımyıldızı çıkar herhâlde.

Ben de fena uğraştım yani...

Ve ekran gözlerimin önünde belirdi.

[Seçiminizi bekleyen toplam 10 takımyıldızı var.]



RoS: En çok hangi takımyıldızını isterdiniz?

Önceki Sonraki

Hata ve önerilerinizi Discord Sunucumuza katılarak paylaşabilir ve yeni bölümler yayınlandığında anında haberdar olabilirsiniz!

Topluluğa katıl, teorilerini paylaş ve yeniliklerden haberdar ol!

Discord'a Katıl!