Bölüm 557: 2. Sahne — Yeniden Yazma 2
Bilge Okuyucunun Bakış Açısı'nda, Kim Dokja metroda mahsur kaldığında tls123'ün ona 'Hayatta Kalma Yolları'nın metin dosyasını gönderdiği bir sahne vardır.
Anlaşılan o ki, Temsilci Kim Dokja bunu parodileştiriyordu.
Normalde gülerdim, ama şu an pek de öyle bir durumda değildim. Çünkü gerçekten ölebileceğim bir durumdu.
Beni Bilge Okuyucunun Bakış Açısı'na sokan bu herif mi acaba?
Bilmiyorum. Şartlar arasında bir bağ var sanırım.
Önce bir cevap mı yazsam?
[Bu hedefe cevap gönderilemiyor.]
Bilge Okuyucunun Bakış Açısı'nın içindeyse böyle bir gelişme olacağını biliyordum.
Önce Temsilci Kim Dokja'nın gönderdiği hediyeyi kontrol etmeye karar verdim.
Bakalım. Kim Dokja TWSA'nın metin dosyasını almıştı, o yüzden ben de benzer bir şey almış olmalıydım.
Lakin ne kadar aşağı kaydırsam da hiçbir ek göremedim.
— Yeni serinizin şerefine size küçük bir hediye gönderiyoruz.
Bu notun sonuydu. Ek yoktu, yeni bir özel beceri hissi de yoktu.
Peki o zaman neydi?
Daha sonra mesajın web roman platformu üzerinden gönderildiğini fark ettim.
Üstelik benim de eskiden kullandığım uygulamaydı.
Bir dakika. Bu uygulama burada da var mı?
Çoğu menü düzgün çalışmıyordu, belki de dünya-çizgisine uymayan bir uygulama olduğu için.
Ne var ki yalnızca yazdığım romanı kontrol etme işlevi normal şekilde çalışıyordu.
Bilge Okuyucunun Bakış Açısı — Toplam 551 bölüm
— Yazar Lee Hakhyun
Tanıdık platform ekranlarıyla aklıma gelen Bilge Okuyucunun Bakış Açısı bölüm listesi.
…
1. Sahne. Ücretli Hizmetin Başlangıcı (4) +[117]
1. Sahne. Ücretli Hizmetin Başlangıcı (3) +[164]
1. Sahne. Ücretli Hizmetin Başlangıcı (2) +[158]
1. Sahne. Ücretli Hizmetin Başlangıcı (1) +[332]
Sonsöz. Harap Olmuş Dünyada Hayatta Kalmanın Üç Yolu +[681]
…
Anlaşılan, Temsilci Kim Dokja'dan gelen hediye buydu.
Tıpkı Kim Dokja'nın tls123'ten Hayatta Kalma Yolları'nın metin dosyasını alması gibi, ben de Temsilci Kim Dokja'dan ORV'yi almıştım.
Biraz hayal kırıklığıydı, ama hiç yoktan iyiydi. Yazar bile olsanız, tamamlanışından üç yıl sonra eserin kurgusunu unutmaya meyillisinizdir.
İlk senaryodaki Kim Dokja'yı merak etmeye başladım.
Bu noktada Kim Dokja tam olarak ne yapacağını biliyordu.
Şu an '4. bölüm' ya da '5. bölüm' civarındadır sanırım.
Tereddüt etmeden 5. bölüme tıkladım.
— Başkahraman bu kadar sakin nasıl olabiliyor? Ezik biri değil miydi?
Ne var ki aklıma gelen 'ORV'nin metni değil, yorumlardı.
Yanlış mı bastım? Tekrar metne dokundum.
— Senaryo fazla zor…
Başka bir yorum.
İlk başta bunun bir hata olduğunu sandım.
Lakin defalarca tıklamama rağmen yalnızca yorumların geldiğini gördükten sonra, aldığım 'hediye'nin ne olduğunu geç fark ettim.
Olamaz.
Belli belirsiz hatırladığım yorumlar vardı. Hiç hatırlamadıklarım da.
Doğal bir durumdu. Aradan üç yıl geçmişti.
— Vay be, ilk senaryodan öleceğim resmen.
Farkında olmadan kaydırdığım kaydırma çubuğundan birden ağır bir yük sarkıyormuş gibi geldi.
Bir an tereddüt edip kaydırma çubuğunu yukarı ittim.
— Hımm… ben yapamazdım sanırım.
— Normal biri çoktan ölmüştü
Karanlık ve durgun havanın hissi burnumun ucunu ıslattı.
Birden Chungmuro'daki tiyatroya geri dönmüş gibi hissettim.
Ekrana sıkıştırılmış okurların hikâyelerini okudum.
Hâlâ ilkokuldaydım, ortaokul ve lisedeydim. O zamanların okurları artık üniversiteli, ofis çalışanı… askere ya da işe hazırlanıyorlardı.
Hayatlarının tarihi bütün hâliyle oradaydı.
— İnsan öldürebileceğime güvenim yok. Sessizce sonu beklerim sanırım. Haha
Bilgi yarışmasını gözleri parlayarak çözen 'Yargıç Heewon'ı ve Kim Dokja'nın yaşayıp yaşamadığını soran genç okuru düşündüm.
1863 sayısının sırlarını akıcı bir şekilde açıklayan, ■ sayısının toplamını hatırlayan okurları… orada tanımadığım yüzlerle oturan okurları.
"Hiç kımıldamıyor! Ne yapacağız?"
"Sus da daha sıkı it!"
Tiyatroya gelen tüm okurlar, bilgi yarışmasını cevapladıktan sonra perdenin arkasındaki ışığa savruldular.
"Birisi, biri bir şey yapsın!"
Ya.
"Lütfen çıkarın bizi! Buradan çıkmamız lazım!"
Ya yalnızca ben değil, başka okurlar da buraya geldiyse.
"İmdat! Yardım edin!"
[27 dakika kaldı.]
Düşünmenin sırası olmadığını biliyorum. Şu an daha büyük dertlerim var. Hayatta kalmak için Kim Dokja ile buluşmalıyım.
Kim Dokja.
"Hey."
Mutlaka.
"Acaba…"
Buluşmalıyım…
"Böcekler…"
Donuk bir ifadeyle sesin geldiği yere baktım.
Döndüğüm yerde 40'lı yaşlarda, orta yaşlı bir adam duruyordu. Kararlı kaşlar ve derin kahverengi gözler.
Tanıdık bir yüz olmadığı kesindi.
Bu adam az önce ne dedi?
Küt küt atan kalbimi yatıştırdım, abartılı ve pişkin bir ses çıkardım.
"Ne? Ne demek istiyorsun?"
Adam bana bir an baktıktan sonra sordu.
"Bana da böcek nasıl yakalanır öğretebilir misiniz?"
Ahjussi'ye bir an baktım.
Okuyamadığım bir yüz.
Uzaktan insanların geri dönüp baktığını hissediyordum.
Burada yanlış birinin gözüne girersen, bütün senaryoyu mahvedebilirdin.
Bir süre düşündükten sonra yavaşça gözlerimi kırptım, başımı çevirdim ve çenemle otomatın altını işaret ettim.
"Aa."
Sanki yalnız bununla anlamış gibi, ahjussi küçük bir nida verdi.
Uyarıyla konuştum.
"Fazla dikkat çekme. Kaç tane kaldı bilmiyorum."
Adam dikkatlice başını salladı, eğildi ve otomatın altını karıştırmaya başladı.
Sahneyi bilmiyormuş gibi yapıp sinsice hareket ederek ahjussi'yi diğerlerinden gizledim.
Bu kişiyi burada kurtarmak doğru olur muydu acaba.
Bu seçim, Bilge Okuyucunun Bakış Açısı'nın ilk bölümünden tamamen ayırabilirdi. Lakin…
"Buldum. Teşekkürler."
Kısa süre sonra adam bir böcek buldu.
Hamile olup olmadığı bile belirlenemeyecek kadar küçük bir böcekti.
"Hemen öldür."
Ahjussi başını sallayıp böceği derhal eline aldı.
Ve.
"Aa."
Böceği öldüren adamın elinde bir an için soluk bir ışık belirip kayboldu.
Hafifçe büyüyen ahjussi'nin gözleri havada bir yere bakıyordu.
Belki bir senaryo bitirme mesajıdır.
Neyse ki 'böcek öldürmek' hâlâ işe yarıyor gibiydi.
"Beklediğim gibi, gerçekten. Bu…"
O ahjussi'ye dik dik bakıp şaşkınlıkla sordum.
"1863."
"Ne?"
"1863."
Emin olmak istedim.
Bu kişi gerçekten Bilge Okuyucunun Bakış Açısı'nı okumuşsa, anlamını bilmemesinin imkânı olmayan bir sayı olurdu.
Orta yaşlı adam bir süre başını yana eğdi ve ağzını açtı.
"Ne demek istiyorsunuz…"
Orta yaşlı adamın gerçekten bilmiyormuş gibi olan gözlerini görünce biraz hayal kırıklığına uğradım.
Yanlış mı anlamıştım acaba?
Ne var ki orta yaşlı adam ekledi.
"1863 ise… 'o romanda'…"
Ahjussi'ye refleksle baktım. Ahjussi de bana bakıyordu.
Gözlerinde belli belirsiz bir rahatlama ve umutsuzluk görebiliyordum.
"Doğru muyum?"
Beklediğim gibi, bu ahjussi Bilge Okuyucunun Bakış Açısı'nın bir okuruydu. Etkinlik tiyatrosunda benimle birlikte miydi bilmiyorum, ama o da birden ışınlanmıştı.
Ahjussi dudakları titreyerek mırıldandı.
"Bu nasıl olabilir ki…"
"Ayrıntılara girmenin sırası değil. Lütfen sesinizi alçaltın."
"Aa, evet. Başka biri var mı?"
"Başka biri varsa, eminim göze batan bir şey yapacaktır."
Bana göre ahjussi pek de çabuk anlayan biri değildi.
Yine de bu durumda, bu dünyanın 'Bilge Okuyucunun Bakış Açısı'nın ilk senaryosu olduğunu fark etmeyi başarmış ve böcek yakalama sahnesini unutmamıştı.
O zaman diğer okurlar da aynı şeyi yapacak.
En azından beni ve ahjussi'yi gözlemleyerek kendi başlarına böcek bulmaya çalışacaklardı.
[25 dakika kaldı.]
Bir süre insanları gözlemledik. Lakin kimse özellikle dikkat çekici bir şey yapmadı.
Yaşlı adam sordu.
"Geri kalanları… ne yapacaksınız?"
"Geri kalanlar derken?"
"Şu insanlar."
Aslında kimden bahsettiğini zaten biliyordum.
Telefonlarını korkuyla tutarken hâlâ saydam duvarı itmek için boğuşan insanlar.
"Nasıl bakarsanız bakın, bu gerçek. Sizce de öyle değil mi?"
"…"
"Bu gidişle bütün o insanlar ölecek."
Ahjussi'nin ne demek istediğini anlıyordum. 'ORV' okuruysanız, böyle bir şey demeniz mantıklıydı.
Ama ben okur değildim.
"Hepsini kurtaramazsın."
Bu konuşma takımyıldızlarının ve diğer figürlerin kulağına gitmesin diye olabildiğince alçak sesle konuştum.
"Senaryoyu güvenli şekilde bitirmek istiyorsanız, gelişmeyi büyük ölçüde değiştirmemeniz gerek. Bildiğinizden eminim."
"Az önce yakaladığın böcek…"
Sustuğumda yaşlı adam sordu.
"Niye onu hâlâ öldürmedin?"
Bu adamın inceliksiz olduğunu söylemek apaçık ortadaydı.
Çıkarabildiğim en vurgulu sesle konuştum.
"Kim Dokja da onları kurtarmazdı. O insanların nasıl olduğunu biliyorsun."
"Kim Dokja…"
Yaşlı adamın gözleri bir an puslandı. Nostaljik bir anıyı eşeliyormuş gibi ağzını açtı ve acı bir gülümsemeyle konuştu.
"Kızım başkahramanı çok severdi."
Bu adamı buraya ne getirdi acaba?
O eski soru birden aklıma geldi.
「Kim Dokja ilk senaryoya geri dönseydi ne yapardı?」
"Hey, sen!"
Birisi domuz gibi üzerimize doğru koşuyordu.
Bir süredir saydam duvarı insanlara ittiren iri yarı adamdı.
"Ne yapıyorsunuz? Diğer herkesin böyle çabaladığını görmüyor musunuz?"
Bir şey cevaplayamadan, iri yarı adamın eli yakamı kavradı ve beni kabaca otomata doğru itti. Sanki güç seviyesi en az 7'ymiş gibi muazzam bir kuvvetti.
Bir anda ayaklarım havaya kalktı ve nefesim kesildi.
Kim Dokja böyle hissetmiş olmalı.
Ne var ki şaşkın bir ahjussi, iri yarı adamın kolunu yakaladı.
"Dur. Bunu yapamazsın—"
İri yarı adam kaşlarını çatarak ahjussi'ye döndü.
Sanki bir böceğe bakıyormuş gibi bir bakış...
İri yarı adam yakamı bıraktı ve ahjussi'nin yüzüne bir yumruk patlattı. Ahjussi hafif bir iniltiyle yere yuvarlandı.
"Beni duymadın mı? Burada fareler gibi saklanırsanız fark etmeyeceğimizi mi sandınız?"
Nefesim kesile kesile iri yarı adama ve yaşlı adama yaklaştım.
Kan yere sıçradı ve yaşlı adam yardım istercesine elini uzattı.
Tabii ki birisi beni durduracak.
Sağduyu bunu söylüyor.
Bu tür bir şiddete dünyada hoşgörü gösterilmemeli.
"Hepimiz yardım ederken sizin de yardım etmeniz gerekirdi. Cık cık."
"Kendi rahatınız için saklanıyor musunuz yoksa?"
"Dayak yemeyi hak ettiniz."
Başımı çevirdiğimde insanlar, sanki hiç bana bakmamış gibi gözlerini benden kaçırdı.
「Aptal gibi unutmuştum. Bu dünya bir roman.」
Cebimdeki böceği var gücümle sıkıştırarak düşündüm.
Böcek öldürüp birkaç jeton kazanarak bu ahjussi'yi kurtarabilir miyim?
Nasıl bakarsam bakayım, fizik gücü benden ya da ahjussi'de olandan çok daha iyiydi.
[Şu an 'hayal kurma' hâlindesiniz.]
İşte o sırada sistem mesajı zihnimde belirdi.
[Hedefin özel niteliklerini kullanabilirsiniz.]
[Kurbanın becerisini kullanabilirsiniz.]
Ve bu cisimleşme hâlinde.
Karakter… tanımadığım biri.
'Kullanacağım.'
Bilmiyorum.
Herhangi bir şey 'Lee Hakhyun'dan daha iyi olurdu.
[Kurbanın özel nitelikleri etkinleştirildi.]
[Kurbanın özel becerisi etkinleştirildi.]
Sistem mesajıyla birlikte zihnim birden sakinledi. Sözlerimin ve eylemlerimin düzgünce sıralandığını hissediyorum.
[「Neden korkuyorsun? Aslında daha eğlenceli.」
Derin bir nefes alıp yumruğumu var gücümle otomata savurdum.
Pat!
Şaşıran insanlar birkaç adım geri çekildi.
Güm, ve güm.
Otomata kaç kez bu şekilde vurdum?
Otomatın altından başka bir böcek belirdi. Çekirge ya da hamamböceği değildi, adını bile bilmediğim küçük bir böcek.
Bir an ona, aşağıya baktım.
"Ne? Ölmek mi istiyorsun?"
Başımı kaldırdığımda Ahjussi'yi döven iri yarı adam bana dik dik bakıyordu.
Sessizce toplanan insanlar bana doğru bakıyordu.
Ağzımı açtım.
"Herkes."
[Özel nitelik etkinleştirilecek.]
Zorlaşabilecek bir senaryoydu.
Lakin takımyıldızları, okurlar ve bende biliyorum ki kolay senaryolar hiç ilginç değil.
Yine de şimdi böyle olmak zorundaydı.
Pek de kahraman olmak istediğim için değil. Tabir caizse, gurur duyabildiğim son şeydi.
「Yazar-nim.」
Ji Eunyu'nun sesi kulaklarımda çınladı.
Kanayan adam bana baktı.
Yere düşmüş adamı destekleyerek düşündüm.
Bu kişi belki tiyatrodaki okurlardan biri olabilir. Ya da belki tiyatrodaki okurlardan biri onun kızıdır. Okurları zihnimde canlandırmaya çalıştım. Ne var ki tiyatro o kadar karanlıktı ki yüzlerini net seçemedim.
「Yazıyor musun?」
O yüzden tanıdığım Kim Dokja'yı hayal etmeye karar verdim.
İnce yüzlü, küstah sırıtışlı bir adam. Dünyada herkesten çok hikâyeleri seven bir dost. Hikâyemin başkahramanı olmaya gönüllü oldu ve sonunda gerçekten bir hikâyeye dönüştü.
Onun hikâyesini satarak para kazandım, karnımı doyurdum.
Hayatta kaldım.
"Şimdiden itibaren, bana inanıp sözümü dinlerseniz."
Aldıklarımı Kim Dokja'ya geri vermeliyim.
"Hepinizi kurtaracağım."
Şimdi, Kim Dokja'nın bilmediği bir hikâyede...
[Henüz niteleyicisini açıklamamış bir takımyıldızı hikâyenizle ilgileniyor.]